Archive for Haziran, 2008

Seo’ya Yönelik Domain Belirlemek

Pazartesi, Haziran 30th, 2008

                Domain internet sitesinin www ile başlayıp daha sonra gelen isim bölümü olarak nitelendirilir. Bilindiği gibi seo üzerinde domainin de büyük bir payı vardır. Google’da bile domainler Top Level domainler ve diğer domainler olarak ayrılmaktadır. Top Level domainler ” .com - .net ve .org ” uzantılı domainlerdir. Bunların içinde en önemlisi tabii ki genel kullanıma açık olan  .com uzantılı olan domaindir. Daha sonra sırası ile net ve org domainleri gelmektedir. Mesela , seo yarışması ile ilgili bir domain register edileceği zaman en öncelikli domain,  seoyarismasi.com’dur bundan sonra seoyarismasi.net ve .org uzantısı gelir. Eğer bu domainler dolu ise seo-yarismasi.com gibi arası tire ile ayrılmış bir domain alınabilir. Google botları “-”  işaretini boşluk olarak görmektedir. Tüm bu domainler dolu olduktan sonra .biz, .info gibi altarnatif domainler alınabilir. Bir de son günlerde Google’ın “org” uzantılı domainleri daha çok önemsediği söyleniyor.Tabii bunun gerçekliği de tartışmaya  açıktır.

Kaliteli Blog Yazarı Olmak

Pazar, Haziran 29th, 2008

1- Farklı olun

Önce bir kendinizi okur yerine koyun ve okurunuzun size gelmesi ve takip etmesi için sizin farklarınız olması gerekir ama bunu sadece Tema vs olarak düşünmeyin önemli olan içeriktir her zaman..

2- Konunuzu belirleyin

Ben önceden denedim de biliyorum teknoloji dalında yazmak istedim ve yazmaya başladım ama kendimde o konuya dair fazla materyel bulamadığımdan bıraktım o konu hakkında yazmayı.. ve mutlaka kendinizi o konuda güncel tutmaya çalışıp, yeniliklerin farkında olun ! Siz de önce kendinizi sınayın sonra yazmaya çalışın..

3- Saygılı olun

Bence bu da en önemli şartların arasından biridir he belki size bir hit ve para getirmez ama ahlaklı olmak için bir şarttır.. sadece okurlara değil blogunuza da saygılı olun.. Para kazanmak için her yere reklam yapıştırmak da hem bloga hem de okuyucuya büyük bir saygısızlıktır..

4- Okur Çevresi edinin

Bu şart ise blogunuzun için altın bir şarttır.. Tamam Google’da üst sıralarda olabilirsiniz hergün herkes yorum yapabiliyor olabilir ama okur çevresi yapamazsanız o hit kalıcı değildir ve günübirliktir o konu bittiği zaman blogunuz da bitme noktasına gelir.. o yüzden okur çevresi şart! Bu arada blog küre’den de arkadaşlıklar iyi olucaktır gündemi takip etmeniz için..

5- Etkide kalmayın

Bunu da 1. maddenin altında alabiliriz.. mutlaka popüler blogları takip edin ama eğer etkisinin altında kalıp sızın yazılarınızda kötü yönde etkisi oluyorsa bırakın okumayıverin..

6- Sadece içinizden geleni yazın!

Son ve en altın kural..! Ben zamanında çok yaptım boş ve sırf google’dan kimseler gelsin diye ama sonuçta günübirlik oldu kalıcı olmadı.. Siz siz olun sadece içinizden geleni yazmak istediklerinizi yazın!

Sen bunu yazdın da bi halt mı oldun derseniz olmadım ama bunlar da benim fikrimce iyi bir blogger olmak için şartlardır. Ha blogunuzun hiti olmaz, kimse olmaz ama en azından siz doğruları yapmışınızdır gönlünüz ferahtır..

No Follow Bağlantı Nedir ?

Cuma, Haziran 27th, 2008

              Günümüz web dünyasında popüler  bir siteniz varsa ve yorum desteği de sunuyorsa bu sizin için spam belasını da beraberinde getiriyordur. Çünkü sitelerden sağlanan bağlantılar Pagerank sistemini destekliyordur. Bunun örneklerini iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması da gördük. Google bu tip bir spam hareketine karşı No Follow spam önleyici sistemini geliştirdi. Bu sistem rel= no follow tagına dayanıyordu.Bu sistemi Wordpress gibi seçkin bir yazılımın desteklemesi ile spam yolu ile yüksek pagerank değerlerine ulaşma hayali de bitmiş oldu. Eğer sizinde siteniz varsa No follow tagı ile mutlaka destekleyiniz.

No Follow Örneği :

Bu etiket ile bağlantı şu şekli alıyor;

Natural Link :

 <a href= “http://www.ren2x.com” >iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması</a>

No Follow İle Oluşturulmuş bir link yapısı :

<a href= “http://www.ren2x.com” rel=”no follow”>iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması</a>

Alıntılarda lütfen kaynak gösteriniz…

 

Blogger Sistemlerde Türkçe Karakter Çözümü

Perşembe, Haziran 26th, 2008

            Blogger’ın Permalink konusunda Türkçe karakter sorununa sık sık rastlamaktayız. Sorunun ana kaynağı, link başlığında kullnılan Türkçe karakterler, link içinde çıkmıyor. Buna örnek vermek gerekirse;  ” Şurdaki Yazı”   link içinde ” urdaki-yaz.html” olarak çıkmaktadır. Bunu çözmek için başlıkta Türkçe karakter kullanmıyoruz ve bu sayede tüm karakterler link içinde çıkmış oluyor. ” Surdali yazi” olarak yazdığımız bir başlık ile , ” surdaki-yazi.html” link yapısına ulaşmış olacağız. Hem linkler saçma görünöeyecek hem de seo açısından da aramalarda başlıklarımız üst sırada çıkacaktır.

Smartphone’a Geri Döndüm

Pazar, Haziran 22nd, 2008

              Windows Mobile deneyimim 2004 yılında efsane telefon Mpx200 ile başlamıştı. O zamanlar diğer telefonların yanında bendeki bu alet adeta uzay çağından gelmiş gibi duruyordu. Hem de karizması  da bir başkaydı …  Simsiyah kapağı, mavi dış ekranı açılış ve kapanışta çıkardığı ilginç ses ile telefonların  kralıydı. Bu telefon sayesinde programlama bilgim arttı, regedit özelliklerini, sistemin çalışma tekniğini öğrendim. Sonuçta Windows’un mini hali Smartphone’da kayıtlı olarak geliyordu. Bazı arkadaşlar Symbian’ı över; fakat unutmamak lazım ki, gerçekten işletim sistemi seviyesine ulaşmış tek yazılım Windows Mobile sistemidir. Zaten biz Symbian’ın çalıştırdıklarını da telefonumuz da Symbian, mophun, java, gameboy, nes gibi emülatörler ile çok rahat çalıştırıyorduk.Daha sonraları gözüm gibi baktığım mpx200′ümü Grafikaze’ye verdim. Emre’de bu telefonla çok şey öğrendi ve hala da öğreniyor.

                               Artık benim için Pda dönemi başlıyordu, ilk pda’m HP 6915 idi. 1400 ytl olan bu cihazı ben 400 ytl civarında almıştım. Bu cihazın en büyük artısı Q klavyesinin olması ve 550 mhz gibi inanılmaz bir işlemci gücünün bulunmasıydı. Dokunmatik ekranı da hoşdu fakat çok büyük bir eksiği vardı.  O da ekranın 250×250 pix. kare olmasıydı. Pda için hazırlanmış yazılımlar genelde 320×240 biçiminde dikdörtgen yazılımlardır. Bunun için pek çok yazılım bu telefonda çalışmıyordu. Bu sınırlandırma beni çileden çıkardı ve telefonu Jamin ( HTC ) ile takasa girdim. Üstüne 75 ytl aldım. Jamin gerçekten çok güzel bir telefon. Fakat bana gelen Jamin sanki bir inşaatta çalışan birinin gibiydi. Her çizin, göçük kaynıyordu. Yalnız şunu söylemeliyim telefon ya da pc gerçekten çok iyi dizayn edilmiş. Dokunmatik dev bir ekranı var ve çok net. Wi-Fi çok iyi çalışıyor. Ekranı yan çevirip psp oyunları bile oynuyordum ve görenler psp’mi bu diye soruyordu. Daha sonra yani geçen yaz bu pda’ı da stamay karar verdim çünkü çok zamanımı harcıyordu, okula ayıracak vakit bulamıyordum. Sonuç olarak bunu da elimdem çıkardım ve 1110 aldım. Bir süre klasik telefon kullanayım dedim.

                       Yaz tatilinin başlaması ile internette gezintim de çoğaldı. Hepsiburada bir kampanya gördüm. Hp 514 kodlu telefona aitti. İncelediğimde çok cazip geldi ve telefonu almaya karar verdim ve gerçekten de doğru karar verdiğime inandım. Smartphone öncelikle telefon gibi görünüyor. Tuş dizaynı çok iyi tüm tuşlar, menü ve sesler Türkçe yapılandırılmış. Wi-Fi, Bluetooth, Kızılötesi telefonda standart oalrak geliyor. 1.3 mp kamerası, ufak hoparlörü ve en önemlisi Windows Mobile 6.0′da bu telefona entegre edilmiş. Telefonun işlemcisi 200 mhz ama çok verimli kullandığını söyleyebilirim. Aslında Regedit ayarlarından overclock çekilebiliyor; fakat ben ihtiyaç bile duymadım açıkçası… Telefonda 128mb Rom, 64 mb ram desteği bulunuyor. Micro Sd slot hazıfa girişi de var. 1200 mah pil gücü de apayrı bir iyi yönü çünkü pili çok uzun gidiyor. İşlemci çalıştıran telefonları bilenler bilir, genelde pil fazla dayanmaz. Tüm bunlardan sonra fiyatını da belirtelim. Bu telefon bana 320 ytl’ye mal oldu. Normalde 499$ + Kdv olan fiyatın altına çekilmesi beni çok memnun etti. Smartphone öncellikle 2 gb bir hafıza kartı aldım. Daha sonra belli başlı program ve oyunları kurdum. Şimdilik bu kadar fakat çok daha geliştirmeyi düşünüyorum.

Yeni Web Sitesinde Strateji Belirleme

Pazar, Haziran 15th, 2008

                     Yeni bir internet sitesi açtıktan sonra, optimizasyonun da bir kısmını oluşturan hedefi belirlemek gerekir. Hedef hitin kaynağı olacak kelimenin belirlenmesi ile başlar. Burada hit uğruna spam sayfalar oluşturmak size kısa süre yarar sağlar; daha sonraları hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Belli kelimelerde alakasız içerikleri veya boş sayafaları ( arama sayfaları oluşturmak da buna dahil ) üst sıralara çıkarmanız kısa süreli olacaktır. Kendi içeriğinize yakın kelimelerin hit durumlarını Google’ın sunduğu http://www.google.com/trends hizmetini kullanarak öğrenebilirsiniz. Burada aradığınız kelimelerin doğru yazımı olacak diye bir kaide yok. Mesela en basitinden örnek verelim, Mynet kelimesi maynet diye çok aranabilir ve yanlış yazılan bir kelimenin rekabeti daha azdır. Kendinize bir kelime belirlediniz fakat daha fazla kelime istiyorsunuz; eğer böyle bir düşünceniz varsa bir kelime gurubu oluşturun. Bu gurup içindeki kelimeler eş anlamlı veya ilişkili kelimeler olsun. Mesela : bilgisayar kelimesinin yanına  monitör, modem, hoparlör gibi kelimeleri eklerseniz Google algoritmasına daha fazla uyum sağlamış olursunuz. Burada belirtmemiz gereken bir yer de, Google Search sistemi aramalarda en aşağıda benzer kelimeleri sıralamaktadır, bu kelimeler tıpkı bir puzzle gibi sistemin parçalarını oluşturmaktadır.Siz de oyuna başka parçaları değil kendi oyunuzdaki parçaları ekleyerek devam etmelisiniz.

                        Türkiye’de genel internet sitelerinin hitinin %90 kadarı Google  aramaları tarafından sağlanmaktadır. Seo çalışmaları da bundan dolayı bu noktada toplanıyor. Bunun için yeni açılan bir site benzersiz olmalı ki , değer kazansın diğer sitelerden sıyrılsın. Mühendislerin geliştirdiği sistemler artık ziyaretçi memnuniyetini de ön plana çıkarmış durumdadır. Mesela aramalarda 1.site 2.siteye göre daha az tercih ediliyor veya giren ziyaretçi 1dk içinde geri çıkıyorsa 2.site backlink çalışmasına önem vermese bile 1.sırayı ele geçirebilmektedir. Bunun için ilk önce kendinize sorun; ” Kendi internet siteme sıradan bir ziyaretçi gibi girsem neyi arardım veya neyi beklerdim ? ” eğer sorunun cevabına aradığı bulurdum diyorsanız, siteniz hakkettiği  yere  zaman içinde gelecektir. Sorunun cevabı olumsuz ise siteniz ya spam sayfalardan oluşturulmuş ya da acele bir şekilde hit kaygısı ile hazırlanmış bir internet sitesidir.

                 Gelelim diğer bir mesele olan seo çalışmalarına… Seo işini aceleye getirmeden planlı bir sistemde yapmalısınız. Yeni açılan bir sitenin öncelikle Google tarafından indexlenmesi ve info alması önemlidir. Bunun için ilk işiniz benzer içerikli Pagerank değeri en az 3-4 olan bir sitenin sadece  ana sayfasından ( footerdan alırsanız hata yaparsınız. ) bir link almak olacaktır. Daha sonra Google Webmaster hizmetini kullanarak, sitenizin sitemapını kaydetmek olacaktır. Sitemap kaydı size hem tüm sayfaların indexlenmesini hem de içerik bakımından özgünlüğü sağlayacaktır. Bu işlemlerin ardından sonra kalitesini kanıtlamış en az 100 toplist veya dizine ekleme yapınız. Bazı toplistleri Google çok sever bunlara en  önemli örnek, dmoz.org’dur. Dmoz’a kayıt işini arama motorlarında arama yaparak bulabilirsiniz. Tüm bunlardan sonra yapacağınız, sitenizi özgün içerik ile gündelik olarak beslemek olacaktır. Sık güncellenen ve özellikle özgün sitelerde Google botu tiryaki olmaktadır. Bu arada sitenizin teknik meselerinden de bahsetmeden geçmeyelim. Rewriterule ( isim bazlı linkleme sistemi, mesela  :  seo-yarimasi-2008.html ) css, xhtml uyumluluğu, sitemap, menünün sağda olması ( botlar siteleri yukarıdan - aşağıya , sağdan - sola indexler ) sayfaların link hiyeraşisi ve son olarak rss gibi imkanları sitenizde sağlamalısınız. Her şey yoluna girdikten sonra 1-2 ayınız dolmuş olacaktır. Bundan sonra sitenizde benzer veya yakın içerikli sitelerden link alınız haftada 15 link almanız takdirinde siteniz rekabeti çok güçlü değilse kelimede zirve yapacaktır. Eğer link değişimi yapmak için siteniz yoksa veya link alımlarına bütçe ayıramıyorsanız, piramitsel site mantığı kullanabilirsiniz. 10 Tane siteniz ile alakalı ücretsiz blog açarsınız, bunları sık sık günceller ve çer-çöp demenden backlink sağlarsınız. Daha sonra ana sitenize bu 10 siteden backlink verirsiniz. Bu sayede hem SandBox tehlikesinden uzak olursunuz hem de ana siteniz üst sıralara çıkmayı başarır.Son olarak yaptığınız işleri belirli kontol mekanizması oluşturarak takip edin ve sonuçları gözlemleyin. Planlı bir çalışma size elbet başarı olarak geri dönecektir.

 

Alıntı yaparken kaynak gösteriniz.

Robotik Projeler

Perşembe, Haziran 12th, 2008

                      Son zamanlarda robotik programlama ve robot uygulamaları ilgi alanıma girmeye başladı. Mekanik aksamların oluşturulması gerçekten zor bir işe benziyor. Yakın bir dostum, bu iş ile uzun zamandır uğraşıyor ve bazı ufak tefek de olsa robotlar yaptı. Bunlar basit gibi ama insanın hem stresini atmasında hem de eğlenmesinde çok faydalı makinalar. Bu alanda başta gelen sorun malzeme sıkıntısı oluyor. Bu sorunu aşmak için arkadaşım Lego kullanıyor. Bu sayede uyumlu parçaları oluşturmak konusunda sıkıntı yaşamıyor. Hiç olmadı bazen oyuncakları parçaladığı oluyor. :)

                         Hayalimizdeki robotlar her ne kadar korkutucu, yok edici ve çok akıllı makineler olsalar da , günümüz teknolojisiyle geliştirilen robotlar gerçekte gayet kırılgandır ve hareket kabiliyetleri bir insana göre oldukça düşüktür. Bir robotun en önemli problemi hareket etmesidir. Bu problemi yenmenin en iyi yolu tekerleği kullanmaktır ; fakat tekerlekli bir robot da merdivenleri çıkamayacaktır. Günümüz modern robot tasarımcılarına göre robotlar insan gibi ayaklara ve ellere sahip makinalara olmak zorunda gibi görünüyor. İki ayaklı robotların da en büyük problemi denge oalrak ortaya çıkmaktadır. Bir robotun dengede durması için ayrıca dinamik balans oluşturması gerekir.

                           Örneğin; Honda’nın  ürettiği Honda p3 robotu, bu sistemi kullanmakta ve adım atarken bir ayağındaki ağırlığı diğerine geçirerek dengeyi sağlamaktadır. Honda dışında Sony firması da robotik projeler üretmektedir. Sony kedi ve köpek şeklindeki AIBO robotundan sonra,  insan şeklindeki  QRIO robotunu  2004 yılında piyasaya sürmüştür. Bu robotun en can alıcı özelliği dengesini kaybedip düştüğü zaman kendi kendine yine ağaya kalkabilmesidir.

Google Adsense’de Nasıl Çok Kazanılır ?

Pazartesi, Haziran 9th, 2008

                     Genelde webmaster forumlarında sık sık “Google bize kazandırmıyor ! “, ” 00,1 cent zor veriyor.”, “ 300 tıklama 3 dolar !”  gibi yakınmaları görmüşsünüzdür. Türkiye’de internet sektörü genelde birbirini izleyen ve birbirine benzeyen yapıda oluştuğu için, reklamveren sektör de buna karşı bazı önlemler oluşturuyor. Mesela video, oyun, sohbet gibi sitelerde pek fazla kaliteli reklam çıkmaz diye düşünülür; fakat çevremde bu tür sitelerden bile ciddi anlamda kazanlar mevcut. Aşağıda bahsedeceğim, bölüm tüm unsurları içermiyor fakar sizin zihninizde bazı şeylerin oluşmasına yardımcı olabilecektir.

  •  Öncelikle, siteninizin tasarımı ve kodlaması özgün olmalıdır. Özgün olmasa bile, mesela Wordpress, bu scripti kendi konunuza göre iyi uyarlamalısınız.
  • Her sayfanın footer bölümünde gizlilik sözleşmesi bulunmalıdır ve bu sözleşme ciddi yazılmış, kopyala yapıştır cinsi olmayan bir yazı olmaldırı.
  • Sitenizden iyi kazanmak istiyorsanız, en önemli konu 1 tane bile kopya yazı olmamalıdır. Tüm yazılar özgün olmalıdır.
  • Siteye gelen ziyaretçi siteden memnun kalmalı ve reklamlara bilinçli tıklamalıdır. Burada reklam yerleştirimi de mantıklı olmaldır. Ziyaretçinin mecburi tıkladığı reklamlar size az kazandırır çünkü Google ziyaretçinin reklam memnuniyetini de ölçmektedir. Sizin siteden tıklanan reklamdan sonra girilen sitede neler yapmış veya o sitede kaç sn kalmış, gibi …
  • Reklamların olduğu bölümlerde, “Sponsor Bağlantılar” ibaresini kullanmaya çalışın. Ayrıca reklamları tıklamaya teşvik eden unsurlardan kaçının.
  • Sitenin altında ciddiyeti belirtmek için iletişim için bir telefon yazınız, eğer siteniz ingilizce bir site ise, alt bölümde konu ile alakalı ingilizce bir şirket sitesinin telefonunun bulunması size  artı bir değer kazandıracaktır.
  • Reklamları insanlar genelde arkaplan rengi ile aynı yaparak siteye gömerler. Bu uygulama sadece sizin bilinçsiz reklam tıklamalarını artırmanıza neden olacaktır.

    Bu özellikleri belirttikten sonra Türkiye’de böyle bir site göremiyorum diyenler içn bir kaç örnek de veriyorum :

Oyun Alanında : Oyungemisi.com  Seo ve Teknoloji Alanında : Zeytech.Net  Genel Portallarda : Starwars.gen.tr

Altınlarda Kaynak Gösteriniz.

Policy Nedir?

Cumartesi, Haziran 7th, 2008

                 Günümüzde bilgisayarlar ev yâda iş ortamlarında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle internet’in çok geniş kullanımı da göz önüne alındığında  bilgisayarların ihtiyaç duyduğu güvenlik göz ardı edilemeyecek bir hal alır. Tabii ki bu söz konusu ettiğimiz güvenlik seviyesi, kurumlar, networkler ve bilgisayarın hangi işlevde kullanılıyor olduğuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Örnek olarak 10 bilgisayardan oluşmuş ve sadece günlük yazışmalar için kullanılan bir network ile belki binlerce bilgisayardan oluşmuş, bankacılık alanında hizmet veren bir network’un ihtiyaç duyduğu güvenlik seviyesi aynı değildir. İşte bu değişik seviyelerde ki güvenlik ihtiyaçlarını  policyler ayarlamaktadır.

           Policy’ler, güvenliğin yanı sıra kullanıcıların ihtiyaç duyduğu çalışma ortamlarının yaratılması, kullanıcılara belli bazı hakların verilmesi veya kısıtlanması, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu programların kurulması gibi manuel yapıldıklarında çok zaman harcayacak işlemlerin merkezi bir yerden otomatik yapılmasına izin veren yönetimsel araçlar olarak tarif edilebilir.

            Policy’nin çalışması obje tabanlıdır. Tıpkı Microsoft Word’ün bilgiyi “doc”  uzantılı dosyada saklaması gibi, Policy ile uygulanmasını istediğimiz ayarlar ve kurallar  Group Policy Object (GPO)  dediğimiz dosyalarda saklanır. Bu bahsettiğimiz kuralların belirlenmesi ve yaratılması için Group Policy Editör’ü kullanırız. Yarattığımız GPO (Group Policy Object) bilgisayar tarafından okunur ve belirtilen ayarlar makine tarafından işlenerek gereken ayarlamalar yapılır.  

 

Neden MySQL ?

Cuma, Haziran 6th, 2008

              Bilgilerin bir veritabanında depolanması gerektiği durumlarda ya bir metin dosyasından yararlanırız ya da SQL ( Stuructured Query Language / Yapılsal Sorgu Dili ) programları ile verilerimizi depolarız. SQL dili temel bir standartı olan programlamaya sahiptir. Bunların yanında HTML’in de bir standartı vardır fakat farklı browserlarca  kod algılaşıyı farklı olabilimektedir. Bunun gibi SQL program yazarları farklı komutlar çıkarmışlardır. Bundan dolayı bazen farklı SQL komutlarını çalıştırmak zor olmaktadır.

  •             PHP nasıl ki açık kaynak kodu ile dağıtılıyorsa, MySQL’in de açık kaynak koduyla dağıtılması ve ücretsiz temin edilmesi tercih nedenlerini arttırmaktadır.
  •            Apache - PHP - MySQL üçlüsünün bir arada kullanılmasıyla tıpkı tek yazılım gibi çalışır. Bu yüzden diğer SQL programlama dillerine göre hız açısından da üstündür.
  •            Bunların yanında MySQL  çok çeşitli işletim sistemlerinde sorunsuz çalışabilmektedir.
  •           Ayrıca MySQL çoklu kullanıcı desteği de tercih sebebleri arasında yer almaktadır.

HAKKINDA

Bu site, Seo , teknoloji ve webmaster bilgilerinin bulundugu, web blogudur.
Arama Yap :