Archive for Eylül, 2008

Kalitenin Seo Etkisi

Çarşamba, Eylül 24th, 2008

Kalite nedir?

Her sektörde bazı firmaların, kurumların, bireylerin yaptıkları işte kalite farkı vardır. Kimi hızlı bitsin ister kimi yavaş olsun tam olsun ister.
Kalite, üzerinde emek harcanılarak yapılan iştir. Başkalarından, etraftan toplayarak değil kendi birikimlerinizle yapılan iştir. Kaliteli iş yapmak kısa vadeli değil fakat uzun vadede avantajdır.

Düzen nedir? Nasıl bir düzenden bahsediliyor?

Düzen bir işte gidilen sabit yoldur. Ne sağa ne sola dönülür. Dümdüz ileri gidilmesidir. Sitemizi kurduktan sonra kaliteli bir düzen sağlanırsa, zamanla farkedilirsiniz. Markalaşırsınız… Bu düzeni korumak daha önemlidir. Siz kaliteli bir düzen kurar ve bu düzenle yolunuza ilerlersiniz. Gün gelir kolay yola sapmaya çalışırsınız. Tüm emekleriniz bir anlık heves ve hırs yüzünden gidebilir. Markalaşmak sabit bir yol izlemek ve içeriği ziyaretçi için, ziyaretçiye kaliteli bir site sunmak için harcanan emektir.

SEO‘ya etkisi nedir?

Etrafta birçok site görüyoruz. Markalaşmışlar artık (maçkolik, haberturk, izlesene…). Bunlar ilk başlarda özgün projelerdi. Etraftan çalınarak değil birikimlerin üstüne birşeyler eklenerek yapıldılar. Ne bütün gün link kastılar, ne de aceleci davrandılar. İşlerini kaliteli yaptılar ve zamana bıraktılar. Kısa vadede hızlı başarı sağlanmadı fakat kaliteli düzeni sürdürdükçe başarıları arttı. Google herkesin bildiği gibi kaliteli siteleri sever. Kaliteye, emeğe önem verir. Özgün, temiz, geniş içeriğe sahip çıkar. Siz içeriğinizi temiz, özgün, kaliteli tutarsanız elbet uzun vadede seo‘da güzel bir başarı elde edebilirsiniz. Örnek verdiğim markalaşmış siteler link kasmadıkları halde, çoğu zor kelimede ilk sayfadalar. Bu da markalaşmak ve kalitenin etkisi. Markalaşmak için de kaliteli olmak zorundayız…

Etraf çöp site dolu ve üst sıradalar! Neden?

Link kasılarak üst sıralara çıkıldığında berbat bir içeriğe sahip olsanız bile biraz hit potansiyeliniz oluyor. Bu hit size saygı yada markalaşma getirmez. Boş ziyaretçiden öteye de gitmez. Kısa yoldan başarılı olmak kolaydır fakat uzun vadeli düşünmek daha yararlıdır. Siz belli bir düzen kurup, o düzende devam ederseniz emin olun kazanan siz olacaksınız.

Yazar : Cenk

Karşılıklı Link Değişimi ve Pagerank

Salı, Eylül 23rd, 2008

Google bize pagerank konusunda bazı bilgiler vermiştir.
Elimizde olan veriler şunlar:
- Dünyadaki tüm sitelerin pagerankı toplamı 1 sayısına eşittir.
- Pagerankın Google tarafından açıklanan resmi formülü aşağıdadır:
A sitesi için pagerank bulma formülü şu şekildedir.

PR(A) = (1-d) + d (PR(T1)/C(T1) + … + PR(Tn)/C(Tn))

formüldeki değişkenler şunlardır:

PR(A)= A sitesine ait pagerank degeri.Tüm siteler için ilk başta 1 kabul edilimektedir.
d = “damped down” faktörü denilen özel bir katsayı ve 0.85 kabul edilmekte.Pi sayısı gibi özel bir katsayı.
PR(Tn) = A sitesine link veren herhangi bir sitenin pagerank degeri.
C(Tn) = A sitesine link veren sitenin başka sitelere verdigi link sayı adeti.

Sen bana link ver ben sana link vereyim mantığının incelemesi

d= 0.85
PR(A) = (1 – d) + d*(PR(B)/C(Tn))
PR(B) = (1 – d) + d*(PR(A)/C(Tn))

Degerleri yerine koyarsak :
PR(A)= A sitesine ait ilk pagerank degeri ilk başka biz 1 kabul ediyoruz.
d= 0.85 katsayı degerinde oldugunu google bize söylüyor.
PR(B)= B sitesine ait ilk pagerank degeri 1 kabul edildi.
C(Tn) =1 dir. Yani A sitesinden ve B sitesinden dış dünyaya verilen link sayısı adeti 1 oldugundan 1 alıyoruz. Eger A sitesi başka sitelerede link vermiş olsaydı verdiği link sayı adetini yazacaktık. Yukarıdaki örnek için sadece bir adet siteye link verildiğinden 1 rakamını yazıyoruz denkleme.

PR(A) =(1-0.85) + 0.85*(1/1)
= 0.15 + 0.85 x 1
= 1

PR(B) =(1-0.85) + 0.85*(1/1)
= 0.15 + 0.85 x 1
= 1

Sistemin ortalama pagerank değerlini Kontrol edelim Pr(A)+ Pr(B)=2
2 /2 (Sistemde iki adet site mevcut oldugundan)=Sistemin ortalama pagerankı= 1

En basit iki siteli link degişim örnekli şu matematiksel denklem ile bile görüldüğü üzere Sen bana link ver ben sana link vereyim olayında pagerank falan kazanılmıyor. Link degişmezden öncede pagerank degeri 1 idi link degişimi yaptıktan sonrada pagerank degeri yine 1 oldugunu gördük ve ispatladık.Bu ispatı google matematik formülü ile yaptık.

Bir webmasterın mantıklı bir link degişimi yapabilmesi için en az iki tane sitesi olmalı. 1 tane ana sitesi olmalı bir tanede yedek sitesi olmalı. Yedek sitesi ile link toplamalı orada biriken link gücünü anasitesine göndermelidir.

Çapraz link degişimi yapılırsa ancak o zaman pagerankında artış gerçekleşiyor. Ama Türkiyedeki bir çok webmaster arkadaşımız sen bana link ver, ben sana link vereyim mantığı içinde oldugundan ülkemizdeki sitelerin pagerank degerleri düşük seviyelerdedir. İşte olayın matematiksel yaklaşımı bu şekildedir. Pagerank=matematiktir.
Google Türkçe siteleri sevmiyor falan gibi basit düşünceler yerine, matematiksel modelleme ile olaya yaklaşırsak daha yüksek pagerank degerliklerine bizim türkçe içerikli sitelerimizinde kavuşacağını görmüş olduk.

Özet:
- Sitene link veren adamın sitesinde ne kadar çok link varsa senin hissene o kadar az pagerank düşünüyor.
- Karşılıklı link degişimi yapılırsa pagerank artmıyor.

Yazar : Radmin

Salı, Eylül 23rd, 2008

Bu yazımda Google’ın önem verdiği ve vermediği bazı kodlamalardan bahsedeceğim.
Bilindiği üzere google bot sitemize geldiğinde, sitemizi bizim gördüğümüz gibi görmez. Böyle bir düşünceye kapılmışsanız eğer (: şu anda kafanızdan atmanızı öneririm. Peki ya;
Google sitemizi nasıl görür?

Nereyi okur nereyi okumaz.

Ona nasıl yardım ve yataklık ederiz?

Sayfamızdaki html, JavaScript, php ve asp kodları Google Bot davranışlarını nasıl etkiler.

W3C Standartı niçin var?


Bu sorulara cevap verelim.

Öncelikle bahsetmek istediğim Sitemizin google botta nasıl bir imajı olduğu, Google bot kadın olsa kaslı bir siteden, erkek olsa bikinili bir siteden hoşlanır gibi saçma sapık şeyler söylemyeceğim (: Ama aslında gerçekte, Hem kaslı hem bikinili olması gerekir. Kas? Sıkı yazılmış, W3C standartları ile kodlanmış bir script yapısı, bikini ise sadelik ve açıklık olarak algılanmalıdır. Arada modaya uyup 2-3 tane de alt=”” tagı kullanarak resimlerle süsledik mi, Sadece Google Bot’u değil, Google İmage Bot’unda gözüne girmiş oluruz.
Yazı ve Kod orantısı nasıl olmalıdır.

Bu konu kendimce ortaya koyduğum ve test ettiğim bir optimizasyon ipucudur. Google’ın dikkat ettiği bir husus olarak görmekteyim. Fakat aklınıza hemen gelicektir ki;

“- Çok büyük siteler var, hem başarılı hemde bu dediklerine hiç uymuyorlar? Bunu nasıl açıklayacaksın?”

Bu durum elbetteki kaideyi bozmaz. Çünkü google için en büyük etken popülerlik ve organik hit sahibi olmaktır. Düşünsenize, Alexa.com sitesi dünya üzerinde bir sıralama algoritması geliştirmiş. Bence Google’da bunun 10 katı daha sıkı bir algoritma mevcut. Hangi site neye göre hangi kelimeye göre popüler bunu bir çok kriter sayesinde irdeliyor ve sıralama veriyor. Yani popüler olduktan sonra, istersen siteni Google’a kapat. Genede yüksek pagerank alıcaksın. Çünkü Google çok cömert ve saygılıdır. Sen benim erişimimi engelliyorsun diye sana pagerank yok demez asla.Sıralamalarda görünmessin, bu da zaten senin isteğin üzerine gerçekleşen birşey.

Kafanızda oluşacak soruları tahmin edip cevaplarını yazmaya devam edicem.
Gelelim yazı ve kod orantısı bağıntısına. Google Web Yöneticisi Yönergelerinde açık açık bahsediyor, “- Kullanıcı dostu sayfalar oluşturun” diye. Bu elbette sağdan soldan zıplan, yanan dönen gif’lerden bahsetmiyor (: sitenize gelen kişiye yalın ve kurallı bir dil ile ona hizmet edin diyor. Peki bu sizce en yalın nasıl olur ? Parkinson Hastalığığını merak eden birisi sitenin sağında solunda bir sürü reklam kutusuyla karşılaşınca ne kadar mutlu olur? Sitenizde ne kadar kalmak ister. O yazı ona nasıl Çekici gelir ? Bir web sayfası oluştururken İşte bunları hep analiz etmelisiniz, bir orantı kurulacak olursa. Her 1 paragrafta 1 adet kalın başlık. 3-4 adet vurgu kelimesi (kalın, eğik, altı çizili) en az 1 adet link, en az 1 adet resim. Bakın bir web sayfası yaptık ve gelen ziyaretçiye aradığı şeyi vereceğimize dair inandırdık. Kalın başlığı direk farketti ve “- hah. tam aradığım şey” deyip göz atmaya başladı (daha okumadı), kalın ve altı çizili kelimeler hemen ilgisini çekti ve konunun geneli hakkında kısaca bir bilgi edindikten sonra, 1 adet resim sayesinde kafasında bu bilgiler bir yere sahip oldu (Bilgisayarlar ile insan beyinleri ters mantıklıdır. Bilgisayarlar için yazılar çok basit saklanan bir olgu iken, insanlar için fotoğraflar çok basit olarak saklanır. Yazı Hafızası, Resim Hafızası diye kısaltılabilir.) ve son olarak bir adet link ile, “buradan daha fazla bilgi alabilirsiniz.” “Kaynak” gibi terimler kullanımı kullanıcıya sitenizi takdir etme isteği verirsiniz. Öncelikle kaliteli olmalısınız. Kalite konusunda çok çok konuşabilirim ama bunu zaten Cenk arkadaşımız r10.net te yazmış. Okumanızı tavsiye ederim.

Kalite nedir?
Her sektörde bazı firmaların, kurumların, bireylerin yaptıkları işte kalite farkı vardır. Kimi hızlı bitsin ister kimi yavaş olsun tam olsun ister.
Kalite, üzerinde emek harcanılarak yapılan iştir. Başkalarından, etraftan toplayarak değil kendi birikimlerinizle yapılan iştir. Kaliteli iş yapmak kısa vadeli değil fakat uzun vadede avantajdır.
Düzen nedir? Nasıl bir düzenden bahsediliyor?
Düzen bir işte gidilen sabit yoldur. Ne sağa ne sola dönülür. Dümdüz ileri gidilmesidir. Sitemizi kurduktan sonra kaliteli bir düzen sağlanırsa, zamanla farkedilirsiniz. Markalaşırsınız… Bu düzeni korumak daha önemlidir. Siz kaliteli bir düzen kurar ve bu düzenle yolunuza ilerlersiniz. Gün gelir kolay yola sapmaya çalışırsınız. Tüm emekleriniz bir anlık heves ve hırs yüzünden gidebilir. Markalaşmak sabit bir yol izlemek ve içeriği ziyaretçi için, ziyaretçiye kaliteli bir site sunmak için harcanan emektir.
SEO‘ya etkisi nedir?
Etrafta birçok site görüyoruz. Markalaşmışlar artık (maçkolik, haberturk, izlesene…). Bunlar ilk başlarda özgün projelerdi. Etraftan çalınarak değil birikimlerin üstüne birşeyler eklenerek yapıldılar. Ne bütün gün link kastılar, ne de aceleci davrandılar. İşlerini kaliteli yaptılar ve zamana bıraktılar. Kısa vadede hızlı başarı sağlanmadı fakat kaliteli düzeni sürdürdükçe başarıları arttı. Google herkesin bildiği gibi kaliteli siteleri sever. Kaliteye, emeğe önem verir. Özgün, temiz, geniş içeriğe sahip çıkar. Siz içeriğinizi temiz, özgün, kaliteli tutarsanız elbet uzun vadede seo‘da güzel bir başarı elde edebilirsiniz. Örnek verdiğim markalaşmış siteler link kasmadıkları halde, çoğu zor kelimede ilk sayfadalar. Bu da markalaşmak ve kalitenin etkisi. Markalaşmak için de kaliteli olmak zorundayız…
Etraf çöp site dolu ve üst sıradalar! Neden?
Link kasılarak üst sıralara çıkıldığında berbat bir içeriğe sahip olsanız bile biraz hit potansiyeliniz oluyor. Bu hit size saygı yada markalaşma getirmez. Boş ziyaretçiden öteye de gitmez. Kısa yoldan başarılı olmak kolaydır fakat uzun vadeli düşünmek daha yararlıdır. Siz belli bir düzen kurup, o düzende devam ederseniz emin olun kazanan siz olacaksınız.

Kaliteli bir tasarım ve içerikten sonra geldik en can alıcı noktaya. Yazı ve Kod orantısı bize ne kazandırır? (: az önce yaptıklarımız bize daimi ziyaretçi kazandırdı. Bu orantı sayesinde de daimi google bot ziyareti ve hızlı indexlenme sağlayacak. Bir web sayfasında bize yararı dokunacak bir çok kod kullanabiliriz. Kayan yazı olabilir, rengi sürekli değişen yazılar olabilir, yanıp sönen ve aynı zamanda rengi değişen sağa sola zıplayan yazılar olabilir. Her şekilde yazı olarak kullanılması 1 + demektir. Fakat, düz mantıkla düşünmek gerekirse bunlar sadece ziyaretçiyi etkileyecektir. Google bot için, kalınlık, altı çizik, italik, sıralı maddelenmiş, sırasız maddelenmiş, h1 h2 h3 gibi genel olarak standartlaşmış.. Kısacası text i fazla koda boğmadan ilgi çeken kodlamalar google bot tarafından iyi karşılanır. Bir diğer öngörü ise, Google bot sitemizin sadece kaynak kodlarını görüyor olmasıdır. (: hiç kaynak kodlarınıza bakdınız mı ? o kadar karmaşıktır ki bir bakışta neyin ne olduğunu anlaması zor olabilir fakat bu google için çocuk oyuncağıdır. Google kullanıcı dostu bir arama motoru olduğuna göre, ona yukarıda belirttiğim kullanıcı dostu ilkelerine uyan yazılar okutmamız gerekir. Sağa sola zıplayan rengi değişen yazılar yerine, yani fazla kod kalabalığı yapmak “kelime odaklı” seo ya aykırı bir davranıştır. Az kod çok text mantığı her zaman 1 adım öndelik getirir.

“- Umut çok abartıyorsun ne olacak canım ha 5 satır ha 50 satır.. ”
Biraz derin düşünelim. Eğer her bir yazı için 2 satır kod kullanıcak olursak. 5 satırlık bir text yazı bize 5/2 oranında bir orantı vericektir. Sonuç 2.5 eder. Fakat 50 satır yazıda 2 satır kod kullanıcak olursak, 50/2=25 sonucunu verir. Sizce hangisi daha kullanıcı dostu olur ? 5 satırda ancak birşeyi özet geçersiniz. Ve özetler pek de yararlı olduğu söylenemez. Sizin sitenizden bir özet sayesinde çok şey öğrenemez ziyaretçi, fakat ancak fikir edinir. Sonra o fikir neticesinde aramasını derinleştirir.. Kanser Nedir? başlığınızda. Kanser kemoterapi sayesinde bir çözüme ulaşabilir dediğinizde, kullanıcıya birde kemoterapiden bahsetmezseniz gidip başka sitede arayacaktır Bu da yazı içinde “- Bkz: Kemoterapi nedir?” gibi bir link (yukarıda bahsettiğim her yazıda 1 adet link meselesi buradan doğmakta) koyarsanız kullanıcının sitenizde geçirdiği her saniye size bir zafer getirecektir.

“- Umut, yarışma sitenin Kod ve Yazı oranlarını biliyor musun? Bunu nasıl öğrene biliriz? Ben seninkini çok merak ettim doğrusu.”

Elbette kendi sitemin kod ve yazı oranlarını, hem yüzdelik olarak hemde işgal ettiği byte/kb cinsinden hep takip ederim. İşte adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması sitemin oranları;

Sayfa Boyutum: 72187 Byte yani 70 KB
Sayfadaki kodların boyutu: 15605 Byte yani 15 KB
Sayfadaki yazıların boyutu: 56582 Byte yani 55 KB
ve son olarak, kod - yazı orantısı: % 78.38

——————————————-
Sayfa Boyutu: 75 KB
Sayfadaki kodların boyutu: 49 KB
Sayfadaki yazıların boyutu: 26 KB
kod - yazı orantısı: % 34.48
r10-seo-yarismasi.com
——————————————-
Sayfa Boyutu: 53 KB
Sayfadaki kodların boyutu: 23 KB
Sayfadaki yazıların boyutu: 30 KB
kod - yazı orantısı: % 56.19
adtechseoyarismasi.com
——————————————-
Durumlar böyle, İsterseniz sizinde sitenizin analizini yapabilirim. Bunun için bu konuya yorum olarak sitenizin adresini yazmanız yeterli olucaktır. Gene yorum olarak bu konuya ekleyeceğim.
——————————————-
Google nereyi okur nereyi okumaz.

Google bot artık eskisinden çok daha performanslı ve okuma arzusu 100 kat artmış bir biçimde, Flash dosyalar içerisindeki, smart object’e çevrilmemiş (resme çevrilmiş veya harf harf resme çevrilmiş yazı stilleri. Bunu font uyumsuzluğu yaşanmaması için profesyonel flash uzmanları yapmakta.) ise google tarafından indexlenebilir. Fakat aynı zamanda google’a zorluk çıkaran bazı kodlama hatalarıda mevcut. Açılan bir html tag’ın kapatılmaması, Css inizde bulunmayan bir stil ismi ile biçimlendirilmiş bir metin.. Bu gibi hatalar google bot’a zorluk çıkarıcaktır ve sayfanızın “Güvenilirliğini” (trust rank)
Ona nasıl yardım ve yataklık ederiz?

Sadece kodlamalarınızda sadelik ve hatasızlık ile google’a muhteşem bir sayfa sunabiliriz. Aynı zamanda sitemizde rahatça gezinebilmesi için konular içinde linkler vererek sayfadan sayfaya geçmesine olanak sağlarız. Yataklık kısmı mecazen orada (:
Sayfamızdaki html, JavaScript, php ve asp kodları Google Bot davranışlarını nasıl etkiler.

Google tüm web kodlama dillerinde hizmet vermekte, temel olarak HTML baz alınıyor zaten, siz her ne kadar php veya asp yazsanızda, bu browserlara html olarak yansımakta, ve google ancak bu html kısımlara dikkat çekmektedir.

“- Nası yani?”

Mesela; bir iş başvurusu formunda,
Adınız [..........] (burası yazı yazma kutusu)
Soyadınız [..............]
Hamile misiniz [.................]
şeklinde yazılırsa, soru kısımları ancak google tarafından dikkate alınır. Fakat artislik yapıp kodlama becerinizi sergilemek istediyseniz, ve Her soruyu ilgili cevap kutucuğunun içinde Caption olarak gösterdiyseniz, ziyaretci ilgili kutuya tıklayınca o acıklama yerini boş kutucuğa bırakıyorsa. Buradaki input kutusu içerisinde yazdığınız açıklama google tarafından dikkate alınmayacaktır.

JavaScript, Web 2.0 teknolojisinin yapı taşları olan javascriptler, her kullanıcıya farklı web sayfası sunmak gibi harika bir lüksü de yanında getirdi. Elbette ki google buna karşı hazırlıklıydı. Çünkü google aynı zamanda google üzerinden yapılan aramalar sonucunda cıkan sonuçlar içerisinden bilgisayarınıza zarar vericek siteleri elemek zorundadır. Bunu da yapıyor zaten.. “- Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir” uyarısı gelir bazen sonuçlarda. Çünkü google bot da bir ziyaretçidir ve o siteler aynı zamanda google’ın bilgisayarlarına da virüs sokmaya çalışırlar, Google’da bunu yakalar (: . Bu tür siteler genellikle JavaScriptler içerisinde çalışan bazı kötü amaçlı yazılımlar (exploit, worm, dark cookie, virüs, truva atları) size sormaksızın yükleyebilmekteler. Bu da neden yeni bir bilgisayara hemen popuplar açan, anasayfanızı kilitleyen ve saçma sapan bir sayfaya yönlendiren, sizden habersiz belgelerinizi kendi serverlarınam gönderen virüscüklerin bulaştığının yanıtıdır.

JavaScript kullanıyorsanız bu tür yanlış anlaşılmalara mahal vermemelisiniz. Kodlanmış dahi olsa google bu kodları da decode etmekte uzmandır. (tecrübe..)
W3C Standartı niçin var?

Yukarıda bahsettiğim tüm etkenlerde doğru kodlamadan ve bir standartlaşmadan bahsettim.
Google bot sitemizi taramaya şu şekilde başlar;
sayfanızın en solüst kısmına bakın.. oradan itibaren en sağalta kadar okur. Her bir satırı okurken, açılan html tagların nerede kapandığına, verilen linklerin ne şekilde neyi anlattığına (title=”” alt=””) hep dikkat eder. En ufak bir hata bile, aslında çok rekabetli bir ortamda size sıralama kaybettirebilir. Bu hataları kullanıcılar farketmeyebilir. Çünkü browserlarımız kullanıcı dostu olarak geliştirilmektedir. Bir sıkıntı durumunda bunu bir şekilde düzelterek bize yansıtırlar. Bu webmaster için biraz kötü, ziyaretçiler için iyi bir özelliktir.

Kaynak Linki : http://adtechr10netseoyarismasi.net/yazi-kod-orantisi-ve-google-guvenilirligini-arttirici-etmen.html

4 Adımda Backlink Politikası

Pazartesi, Eylül 22nd, 2008

1- Çok yeni bir siteye asla çok sayıda backlink almayınız.

Neden? : Google tarafından sitenizin ön belleği/cachesi alınmadan, siteniz Google’de henüz indexlenmeden alınan çok sayıda backlink, indexlenme hızınızı arttırsa da, büyük ölçüde kısa vadeli hit artışına neden olup ve büyük ihtimalle kısa vadeden sonra filtreye takılmanıza neden olacaktır.

2- Sitenizin çok backlink alarak istediğiniz düzeye geldiğini düşünüyorsanız, aynı oranda backlink almaya devam ediniz, sakın backlink alımını bırakmayınız.

Neden? : Eğer backlink almaya devam etmezseniz, Google daha önce aldığınız backlinklerin doğal yollarla olmadığını anlayacaktır ve sitenizi filtreye alacaktır. Çünkü, eğer bu alınan backlinkler doğal olsaydı, aynı oranda olmasa bile, bu orana çok yakın derecede backlinkler gelmeye devam ederdi.
Şüphe : “-Ama ben zamanında çok backlink aldım ve bir süre sonra bıraktım. Dediğiniz gibi bir aksilik meydana gelmedi.”
Yanıt 1 : Demekki sağladığınız backlinklerin büyük çoğunluğu kaldırılmamış, hala duruyorlar.
Yanıt 2 : Eğer Yanıt 1′de anlattıklarım geçerli değilse filtreye takılma ihtimaliniz yüksek.
Yanıt 3 : Eğer Yanıt 1 ve Yanıt 2′de anlatıklarım geçerli değilse, siz bir istisnasınız.

3- Siteniz çok sayıda backlink almadan istediğiniz düzeye geldiyse, backlink kasmaya çalışmayınız/başlamayınız.

Neden? : Siteniz zaten bir şekilde istenilen düzeye gelmiş durumda. İstediğiniz ziyaretçi potansiyelini veya istediğiniz düzeye yakın olan potansiyeli yakalamışsınız. Bir anda alınmaya başlanan çok sayıda backlink, Google için bir şüphe sebebi olabilir. Ve eğer Google’nin bu şüphesi kendince doğru ise siteniz ceza alabilir. Bu durumda yapılacak en iyi şey, backlink kasarak harcayacağınız zamanı, sitenize içerik girerek değerlendirmenizdir.

4- Yeni site de olsanız, eski site de olsanız ara-ara içerikdaş sitelerden alacağınız backlinkler yararınıza olacaktır.

Neden? :

Yeni Siteler için : Google’nin yeni açılan bir siteyi bulması/tanıması/indexlemesi bazen uzun sürer. Bu zamanı kısaltmak için, site açıldıktan sonra 10 gün içerisinde halen indexlenmediyse, içeriğinizle uyumlu, pr değeri yüksek olmayan 1-2 siteden ve sadece tek sayfadan (footer olmayan) backlink sağlamanız yararınıza olacaktır.
Yeni Olmayan Siteler İçin : Siteniz yeni değilse, Google sitenizi bulmuş/tanımış/indexlemiş ve bir yerlere getirmişse, abartmamak kaydıyla zaman zaman içerikdaş bir kaç siteden hedef kelimenize/kelimelerinize link almanız yararınıza olacaktır.

Bir çok arkadaş konu açıp, sitelerinin hitlerinin aniden azaldığını, birden tepetaklak olduğunu ve buna neden olacak hiç bir şey yapmadığını söylüyor. Sitenizin bu ani düşüşünün, yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenlerden dolayı olma nedeni yüksek ihtimaldir.

Yazar : Ayna

Rar Şifrelerinin Kırılması

Pazar, Eylül 21st, 2008

                Bilgi ve dosya paylaşım plartformlarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu tip paylaşımlar genelde .rar uzantılı tipte paylaşılıyor. Şifrelenmiş .rar uzantılı dosyalar olduğu takdirde bu dosyalara ulaşmanız imkansız hale geliyor. Şifrelenmiş zip,rar,ace,arj dosyalarının şifrelerini çözmek için Advanced Archive Password Recovery  yazılımından yararlanabiliyor.

                 BruteForce ve dictionary attack tekniklerini kullanıp rar dosyalarının şifrelerini kırabiliyor. Eğer elinizde güçlü bir wordlist varsa dictionary attack yolu ile şifre kırma işlemini kendi hakimiyetiniz altında yapabilirsiniz. BruteForce sistemi ise harf ve rakamlardan oluşan çeşitli şifrelemeler üreterek rar şifresini kırmayı hedefliyor.

Google ve Resim - İmages Araması ve Hit

Pazar, Eylül 14th, 2008

Merhaba arkadaşlar, burada google botununu ( crawler ) resim indexlemesinden bahsedeğim, umarım yararlı olur.

Bilindiği gibi google botları kaynak kodlarında indexleme işlevini gerçekleştirmektedir. Bunun için resimleriniz indexlenmez. Bu olayı şöyle düşünün bir insan mor ötesi veya kızıl ötesi ışınları göremez ama eğer ultraviyole bir gözlük kullanılırsa bu ışınlar görülebilir. Biz de google botununun resimleri indexlmesi ve buradan hit çekebilmemiz için resimleri adlandırarak, ultraviyole gibi bir işlevi gerçekleştiriyoruz.

Örnek bir resim adlandırma :

<img src=”http://siteadi.com/ferrari.jpg” alt = ” ferrari resmi “ >

Burada koyu kısım ile görülen yer, resimin adlandırılma işlemidir. Bu sayede resimleriniz hem hızlı indexlenecek hem de google images gibi aramalardan hit getirecektir.

 

Şimdi Sıra Google İmages Hitlerini Çekmeye Geldi.

Bunun için aşağıdaki betiği kullanmamız yeterli.

Javascript  Kodu:
<script  language=‘JavaScript’ type=‘text/javascript’>
if (
top.location !=  self.locationtop.location self.location
;
</script

Bu yöntemi kullandığınızda farkedeceksiniz, gerçekten hatırı sayılır şekilde sitenize dolaşan kişi sayısı artacaktır.
Yukarıdaki yöntemde Google kurallarını ihlal eden hiç bir durum söz konusu değildir, CnnTürk sitesi de bunu suzun zamandır kullanıyordu. Şöyle bir arama yapıp sonuçlara tıklayarak deneyebilirsiniz.

Yazı Ren2x.com’a aittir. Kaynak Gösterildiği Takdirde Alıntı Yapılabilir.

Keywords Yöntemi İle Hit Çekmek

Pazar, Eylül 14th, 2008

Arama motorlarınından hit çekmenin bir yolu da keywordsleri çeşitlendirmekten geçmektedir.Burada keywordlerin kullanımı hakkında bir kaç bilgi vereceğim.Umarım fayalı olur.Tüm bilgiler deneyimler sonucunda elde edilmiştir.

İnsanlar Google’da popüler kelimeleri ararlar.Popüler kelimelerde üst sıralara çıkmak zordur. Ama bu kelimelerdne hiç hit çekmeyeceğimiz anlamına gelmez. Bunu örnekli açıklama ile anlatacağım.

Örnek Konu : Program Sitesi

Herhangi bir konu da olabilir.Burada önemli olan nokta, sitenin sayfasının bol olmasıdır.Ne kadar çok syafa o kadar fazla hit demektir.

1- Birleşik yazımlardan çekilen hitler.

Mesela sayfa, Winrar proramının yer aldıüı sayfa ise :

Keywordler : winrarindir, winrarprogramı, winrarsitesi, winrardownload gibi kelimelerden hit çekilebilir.

2- Yanlış yazımlardan çekilen hitler.

Yine winrar gibi sayfasında,

Keywordler : Winar, Wirar , Wrar gibi…

3- Yabancı kelimelerin, Türkçe yazılımlarından çekilen hitler.

Arama yapan kitle, kulaktan duyduğu kelimelerin yazımını bilmediği için, bildiği şekilde arayabiliyor ve bu da çok iyi hit getirisidir.

Örnek : Vinrar, Medya Player , Firefoks , Bese player , Fotoşop gibi…

4- Harf Tekrarlarından Çekilen Hitler.

Burada hiti, klayvenin sürttüşmesinden çekiyoruz.

Örneği yine Winrar konusundan verelim :

Wwinrar , Wiinrar, winnrar,winrrar, winraar,winrarr gibi…

5-Site Benzetmelerinden Hit Çekmek.

Burada olay , mesela adam winrar programını ararken, direkt sitesinden indirmek istiyor. İlk gelen site muhtemelen, winrar’ın yabancı dildeki sitesidir.Tabii burada yurdum insanı download adresini bulamıyor. Geri tuşunu kullanıyor ve arama sayfasından bir sonra gelen Türkçe içerikli siteye giriyor.

Örnek kelimemiz Winrar : winrarcom, www winrar com , wwwwinrar gibi keywordsler kullanılabilir. ( Direkt site adresi vermeyiniz ve aralarda nokta kullanmayınız. Spam algılanabilir. )

Son birkaç not :
* Keyword verirken, konu altında uygun bir table ayarlayarak verebilirsiniz.Bu sitenizin çöplüğe dönmesini engeller.

* Keywordlerin etkili olması için, bir sayfada maksimum 10-15 kelime kullanın.Daha fazlasını arama motoru okumayacak ve spam olarak görecektir.

*Keywordleri “Title” da yazdırırsanız +1 daha etki edecektir.

Yazı Ren2x.com’a aittir. Kaynak Gösterildiği Takdirde Alıntı Yapılabilir.

Backlink Neye Benzer ?

Pazar, Eylül 14th, 2008

 

Backlink, bilindiği gibi diğer sitelerden alınan linklerdir.Bu sitelerden alınan linkler çeşitlilik gösterir. Mesela PR4 - PR5 - PR6 ve daha yüksek değere sahip ve benzer içerikten gelen linkler önem sırasında öne çıkar.

Backlink olayı bir bina gibidir.Binanın temeli biraz önce bahsettiğimiz önemli linklerden oluşur.Bu linkler hayati önem taşır.Daha sonra pr1-pr2-pr3′lerden alınan normal linkler gelir bunlar da binanın malzemesini oluşturur. Bina temeli olmadan yükselemez ( önemli linkler ) , aynı zamanda bina malzeme olmadan tamamlanamaz ( diğer linkler ). Bina sağlam temeli-linkleri olmazsa çökme tehlikesi geçirebilir. ( sandbox )

 

Yazı Ren2x.com’a aittir. Kaynak Gösterildiği Takdirde Alıntı Yapılabilir.

Bir İnternet Sitesinin Yapısı

Pazar, Eylül 14th, 2008

Bir internet sitesinin yapısı, insana benzetilebilir.

Örneğin standart sitenin elemanları, Header, Body , Menü , Footer , Database, Register, Search gibi bölümlerden oluşur.

Header, sitenin ilk karşılaşılan kısmıdır.Bu bölüm arama motorlarınca ve siteyi ziyaret eden kişilerce ilk intibanın oluştuğu bölümdür.Kısaca insanın yüz kısmı gibidir.Bakışlar,yüz hatları burada insaların büyük ölçüde özelliklerini tanımlar.Header bölümü de aynıdır, sitenin tasarımı - duruşu bu bölümden anlaşılaiblir.

Body, sitenin ana hatlarının ve ana yükün bulunduğu kısımdır.İnsanın gövdesi gibidir, tüm yük burada toplanmıştır ve %70-80′lik gibi büyük bir bölüm bu kısımda yer alır.

Menü, sitenin diğer sayfalarına geçiş yapılan ve sitenin kullanımını kolaylaştıran bölümdür.İnsandaki kollara benzetilebilir.Kollar sayesinde nasıl isteiğimiz nesneye ulaşıp, işimizi kolaylaştırıyorsak, menü ile de isteğimiz sayfaya gitmemiz kolaylaşır.

Footer, bu kısım sitenin en altında yer alan ve Copyright gibi bilgilerin yer aldığı kısımdır.Alt kısımdaki uyumlu bir tasarım ile site tamamlanır.İnsandaki ayaklar gibi, üstünüzdeki kıyafete uygun bir ayakkabı ile bir bütünlük oluşturmaya benzetilebilir.

Database, bu kısım sitenin bilgilerinin tutulduğu ve kaydedildiği bölümdür.Tüm bilgiler buradan çağrılır ve yeni bilgilerde buraya eklenir.İnsan beyni de aynı şekildedir.Tüm işlemler beyin sayesinde gerçekleşir.Eğer databesinin herhangi bir tablosu hatalı ise, sitenin o kısım ile ilgili kısmı verimli çalışmaz.Mesela insan beyninde görme merkezine herhangi bir zarar gelirse, görme kusurları ortaya çıkar.Ayrıca database türlerei bazı serverlarda çalışmayabilir. Mesela “Mysql”, windows serverda linux’daki gibi çalışmaz.Bunu da insanların yeteneklerine benzetebiliriz.Her insanın daha başarılı oludğu bir alan vardır.

Register özelliği, siteye yeni kullanıcının kayıt olması durumudur.Bu da insanlar arasında tanışmaya benzetilebilir.Yeni tanıştığınız bir kişiyi aklınızın bir köşesine atarsınız.Site de yer alan register özelliğinde de , yeni kayıt olan kişi “Database” nin bir bölümüne eklenir.

Search, bu bölüm arama için kullanılan fonksiyonlardan oluşur.Kimi sitelerde bu bölüm hızlı çalışır kimilerinde yavaş ve verimsiz çalışır.Bu da insanın düşünme yeteneği gibidir.Kimi insan hızlı düşünür, kimisi yavaş düşünür…

Seo, sitenin arama motorlarına optimizasyonudur.Sitenizi iyi entegre ederseniz bol hit alır.Bu da insanın kendini tanıtma yeteneği gibidir.Mesela bir insan vardır, kapasitesi düşüktür ama kendisini çok iyi tanıtır ve yüzlerce kişi onun adını bolca anar.Kimi insan da vardır ki, kapasitesi çok iyidir, ama kendisini tanıtmasını bilmez ve onun ismi ancak öldüğünde selasında anılır.

 

Not : Yazı Ren2x.com’a aittir. Kaynak gösterildiği takdirde alıntı yapılabilir.

Dededen Toruna Photoshop

Cuma, Eylül 12th, 2008

Dededen Toruna Photoshop Efsanesi
Şubat 1990’da Adobe firması, Photoshop 1.0’ı piyasaya sürmüştü. Dönüp şöyle geriye baktığımızda 1990 dün gibi geliyor. Ancak Photoshop’un günümüzde geldiği noktaya bakınca geçen zamanın hayatımızda ne gibi farklar yarattığını, ne çok yenilikler katmış olduğunu görebiliyoruz. Dosyamızda, dünya standardı olarak grafik tasarımın yakın tarihine damgasını vuran Photoshop’un, 1.0 sürümünden bu yana süregelen yeniliklerinin yanı sıra, yazılımın geçirdiği ****morfozun heyecan verici serüvenini bulacaksınız. Üstelik dosyamızın sonunda Adobe’nin henüz duyurduğu Photoshop 7.0 sürümünün yeniliklerini de bulabilirsiniz.

Hikayemiz 1978 yılında başlıyor. O zamanlar Amerika’nın Michigan eyaletindeki Ann Arbor isimli bir şehirde akademisyen olan Glenn Knoll, evinin bodrumunda karanlık odası bulunan teknoloji düşkünü bir fotoğraf uzmanıdır. Kişisel bilgisayarların yeni yeni evlere girmeye başladığı bu dönemde kendine bir Apple II Plus alan Glenn Knoll’un John ve Thomas isimli iki oğlu da, her akşam eve araştırma projeleriyle gelen babalarının bu ilgisinden de hız alarak karanlık oda ve Apple II’nin müdavimleri haline geldiler. Thomas o zamanlardan “Fotoğrafçılık lise yıllarımda hobimdi. Babamın karanlık odasında renkli ve siyah-beyaz baskı yapmayı, renkleri ve kontrastı ayarlamayı öğrendim.” diye bahsediyor.

Thomas karanlık odada fotoğrafçılık konusunda uzmanlaşırken John’un ilgisi başka bir noktaya yönelmişti: Apple II Plus. John, ilgisini fazlasıyla çeken bu makine hakkında bakın ne diyor: “İlk kez gerçek bir bilgisayarın başına oturup kullanmam 1978 yılında oldu. O zamanlar 16 yaşındaydım ve kullandığım bilgisayar babamın eve aldığı 64KB RAM’i olan Apple II Plus’tı.”

Sonraki yıllarda da Mac’lerle fazlasıyla haşır neşir olacak olan John, aklından çıkmadığını söylediği bir anısından bahsederken “1984 yılında Time dergisinde Macintosh hakkında bir yazı okumuştum ve resmen çarpılmıştım.” diyor ve ekliyor: “Zaten o olaydan birkaç ay sonra, piyasaya yeni çıkmış olan Macintosh’lardan bir tane satın aldım.”

Karanlık odada elle yapılan işleri daha çok seven Thomas bile bilgisayarlara ve programcılığa ilgi duymaya başladı ve 1987’de kendine bir Macintosh Plus satın aldı. Thomas “dijital imajların işlenmesi” konulu doktora tezini Mac’iyle hazırlamaya başladı. Ancak bu aşamada büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kaldı, çünkü Mac, Thomas’ın kullandığı imajlarda gri skala seviyelerini görüntüleyemiyordu. Sorunu çözebilmek için Thomas, gri skala efekti simule eden bir alt rutin programlamaya koyuldu.

Bir Grafik İşleme Yazılımı Doğuyor

Thomas’ın tezi dolayısıyla daha fazla alt rutin programlaması gerekti ve farklı işlere yarayan pek çok imaj işleme programcığı ortaya çıktı. Bu programcıklar, o sırada California’da Industrial Light and Magic (ILM) firmasında çalışan John’un Ann Arbor’a yaptığı bir ziyaret sırasında dikkatini çeker. John bu konuyla ilgili olarak “Thomas’ın yaptığı iş, dijitize edilmiş bir görüntü içinde, önceden tanımlanmış bir objeyi tanıyabilmeye dayanıyordu. Bu tip bir işin temelinde imaj işleme yatıyordu ve Tom bir çok imaj işleme programcığı yazmıştı.” John, Thomas’ın çalışmalarını, kendi çalıştığı firmada gördüğü Pixar isimli bir bilgisayarın imaj işleme araçlarına çok benzetir. Pixar’da kullanılan Unix C shell komut satırına benzer bir yapıda olan programcıkları Thomas bir araya getirip ‘Display’ isimli bir uygulama programı yaratır ve iki kardeş California’daki ILM’nin yolunu tutarlar.

Display gayet güzel çalışıyordu ancak John’un Display’le ilgili planları bu kadar değildi: “Daha fazlasını istiyordum. Örneğin Display imajları değişik formatlarda kaydedebilse ve ben başka yazılımlarda bunları basabilsem nasıl olurdu”, gibi… “ILM’nin grafik departmanından birkaç imaj getirdim ve ekranımda çok karanlık görünüyorlardı, birden gamma düzeltme araçlarına ihtiyaç duyuyor olduğuma karar verdim.”

John’un ricaları, Thomas’ın ilgisini tezi üzerine yoğunlaştırmasına engel olmaya başladıysa da, kişisel bilgisayar üzerinde imaj düzenleme yapabilme fikri aklını çelmeye başlamıştı.

Display’in iyileştirme süreci bir süre daha devam etti ve uygulamanın gelişmiş sürümüne 1988 yılında “ImagePro” adını verdiler. Bu noktada John, Thomas’a ImagePro’yu ticari bir yazılım haline getirmelerini önermeye başlamıştı.

Üniversitenin verdiği bursu tüketen ve üstüne üstlük eşi hamile olan Thomas, yaptığı işi tamamlayıp bir an önce bir iş bulma derdine düşer. 1988 başlarında, ImagePro’nun Beta sürümünü altı ay içinde tamamlamaya karar verir. Bu süre, Silikon Vadisi’nde müşteri aramak için de iyi bir fırsat yaratır.

Photoshop, İsmine Kavuşuyor

Thomas yazılımına isim bulmak konusunda sıkıntı çekiyordu çünkü bulduğu her isim daha önce alınmış oluyordu. Bu sıkıntısından bahsettiği bir arkadaşı ona Photoshop ismini önerdi ve yazılımın bundan sonra dünyaya damgasını vuracak olan ismi keşfedilmiş oldu.

Silikon Vadisi’ndeki birçok firma Thomas’ın teklifine ılımlı bakmıyordu. Örneğin SuperMac firmasının geri çevirme sebebi, Photoshop’u, o dönemde popüler olan yazılımları PixelPaint’le bütünleştiremeyeceklerini düşünmeleriydi. Aldus firması, kendi bünyesinde zaten benzeri bir uygulama ürettiğini belirtti. Adobe yazılıma ilgi gösterdi, ancak hemen cevap vermemişti. Sonunda Thomas Ann Arbor’a dönüp yazılım üzerinde bir süre daha çalışmaya karar verdi. Bu sırada John yazılımın tanıtım demolarını firmalara göstermeye devam ediyor, Thomas’tan sıklıkla yeni özellikler eklemesini istiyordu. Hatta programın nasıl kullanılabileceğini anlatan küçük bir kitapçık bile hazırladı.

Sonunda Silikon Vadisi’nde Barneyscan isimli bir firma kısa vadeli bir teklifle geldi. Buna göre Barneyscan, slayt tarayıcıları ile birlikte yazılımı ücretsiz olarak Barneyscan XP ismiyle dağıtacaktı. Photoshop sürüm 0.87’nin yaklaşık 200 adet kopyası Barneyscan tarayıcılarla dağıtıldı.

John, Apple’a da Photoshop’u tanıtmaya gitti ve yazılım çok ilgi gördü. Mühendisler yazılıma hayran kaldıklarını belirttiler ve John’a birkaç kopya bırakmasını rica ettiler.

Eylül 1988, Knoll kardeşlerin şansının döndüğü aydı. John, Adobe firmasının tasarım ekibine bir demo sunumu gerçekleştirdi ve firma yetkilileri üründen fazlasıyla memnun kaldılar. Özellikle Adobe’nin art direktörü Russell Brown Photoshop’tan oldukça etkilendi. O sıralar Adobe’nin, Letraset firmasıyla ColorStudio isimli yazılımı geliştirme konusunda anlaşması vardı ancak daha sonra Photoshop’un daha çok ümit vaat ettiği kanısı ağır bastı ve Adobe, kısa süre içerisinde Photoshop’un dağıtımı konusunda Knoll kardeşlerle bir lisans sözleşmesi imzaladı. 1990 yılının Şubat ayında, 10 aylık bir geliştirilme sürecinin ardından Photoshop 1.0 nihayet piyasaya sürüldü.

Anlaşmadaki en önemli nokta, anlaşmanın dağıtım lisansı üzerine olmasıydı. Adobe uzun yıllar yazılımı satın almayarak sadece dağıttı. Daha sonra Photoshop başarılı biçimde kendini göstermeye başlayınca Adobe yazılımı satın aldı ve ismini değiştirmedi. Thomas, Ann Arbor’da yazılımı geliştirmeye devam ederken John da California’da plug-in’ler yazıyordu. Plug-in’lerin de oldukça ilginç bir öyküsü var: Kimi Adobe yetkilileri John’un yazdığı plug-in’lerin ciddi bir yazılımın ayrı bir özelliği olarak lanse edilmesinin yakışık almayacağını, bunların yutturmaca gibi görüneceğini iddia ettiler. Bu yüzden John, yaptığı işleri Photoshop’a “sinsice” sokabileceği bir yol bulmak zorunda kaldı. Zaman içinde bunlar Photoshop’un en güçlü araçları haline geldiler.

Photoshop’un ilk sürümlerinde birçok hata vardı, hatta birçok kullanıcı 1.0.7 sürümünden sonra Photoshop kullanmaktan vazgeçti. Yine de Photoshop’un yakaladığı başarı takdire değerdi ve o zamanlar en büyük rakibi olan ColorStudio yazılımından kolay kullanımı ve verimli program koduyla öne çıkıyordu. ColorStudio’nun Photoshop’ta olmayan pek çok özelliği vardı ancak pazarlama konusunda en önemli dezavantajı Letraset’in yazılımı “özel kullanıcılar için özel bir uygulama” olarak konumlandırmış olmasıydı. Bunun tersine Photoshop, Macintosh’u olan herkesin kullanabileceği bir yazılım olarak lanse ediliyordu. Photoshop’un bir şansı da, masaüstü yayıncılığın yeni yeni alevlenmeye başladığı döneme denk gelmesiydi. Adobe’nin gizli silahı Russell Brown, birçok mecrada Photoshop’u anlatıyor, demolarını sunuyor, “Photoshop diye sıkı bir yazılım var, duydunuz mu?” cümlelerinin kulaktan kulağa yayılmasına önayak oluyordu. Artık Photoshop bir dünya standardı haline gelmeye başlamıştı.

Yeni Sürümler, Yeni Özellikler

Photoshop’un yeni sürümlerinin üzerinde çalışan tek kişi Thomas Knoll’du. Adobe, yeni mühendislere ihtiyaç olduğuna karar vererek Mark Hamburg’u kiralamaya karar verdi. Knoll gibi Michigan Üniversitesi mezunu olan Hamburg, daha önce Full Write yazılımı için Bézier Path eğrilerini uyarlamıştı ve Adobe, Hamburg’u 2.0 sürümü için “Path Adam” olarak kiraladı.

Hamburg ile Photoshop 2.0’a birçok güçlü araç da katılmış oldu. 2.0’ın belli başlı özellikleri arasında Illustrator dosyalarını raster etme aracı, CMYK desteği, duotonlar ve path çizimleri yapılan Pen aracını sayabiliriz. Hamburg’un getirdiği ilk ve çok önemli yenilik ise, Photoshop’a ayrılan belleğin 2 megabayttan 4 megabayta çıkarılması konusunda getirdiği öneri oldu. Bu sayede yazılım belirgin şekilde hızlı ve stabil çalışmaya başladı. Photoshop 2.0, Haziran 1991’de satışa sunuldu.

Photoshop 2.0’ın CMYK desteği vermesi, masaüstü yayıncılık dünyasının dikkatini yıldırım hızıyla bu yazılıma yöneltmesine sebep oldu. Renk ayrımı yapabilme gibi bir devrimi gerçekleştirebilmesi yazılımın satışlarını katlarken Photoshop’un gücüne yeni mühendislerle güç katılıyordu.

Bu aşamada Windows platformuna da destek verilmesi gündeme geldi ve ürün Mac ve Windows platformlarına yönelik iki ana grubun sorumluluğuna verildi. Windows tarafının gelişmesi, Thomas Knoll’un orijinal kodunun tekrar yazılma süreciyle böylece başlamış oldu. Photoshop’un 2.5 sürümü hem Mac hem de PC için geliştirilmeye başlandı. Yeni sürüme oldukça önemli yenilikler katılmasına rağmen neden sürüm numarası olarak 3.0 değil de 2.5 verildiği ise tam olarak bilinmiyor. Yeni sürümdeki yenilikler arasında meşhur paletli yapıyı, 16 bit dosya desteğini ve Windows sürümünün çıkmış olmasını sayabiliriz.

Ancak Photoshop’un 2.5 sürümünde bir bellek hatası vardı ve anında kullanıcılarından tepki almıştı. Problemin çözümü için teknik ekip anında işe koyuldu, hatta sorunun kaynağına inebilmek için müşteriler tek tek aranarak hangi işi yaparken hangi noktada sorunla karşılaştıkları soruldu ve alınan cevaplar doğrultusunda bir yol izlendi. Problem tespit edilip ortadan kaldırılınca 2.5.1 sürümü geçerli sürüm olarak piyasaya sürüldü. Bu sürümün en önemli özelliği, Apple’ın yeni ve hızlı çip mimarisi PowerPC ile uyumlu çalışan ilk uygulama olmasıydı. Power PC desteği bir plug-in ile sağlanmıştı.

Daha 2.5 sürümü tamamlanmadan çalışmaları başlanmış olan sürüm 3.0’da Thomas Knoll’un getirdiği bir yenilik, yazılımın tarihinde dönüm noktası oldu. Bu yeniliğin adı Layers idi ve imajları katmanlı bir yapıda birbirinden ayrı tutarak çalışabilme esasına dayanıyordu. O zamanlar “Photohop Katili” olarak lanse edilen Live Picture da layers desteği veriyordu ve Photoshop 3.0’ın özellikleri arasında katman desteğinin geçiyor olması bu özelliğin Live Picture’dan çalındığı söylentilerini doğurdu. Ancak gerçekte katman teknolojisi Thomas Knoll’un uzun süreden beri, hatta Live Picture adını bile duymadan önce üzerinde çalıştığı bir projeydi. Sürüm 3.0, 1994 Eylül’ünde satışa sunuldu.

Sürüm 3.0’ın en büyük gafı, beta sürümlerdeki zaman sınırlayıcı kodun, satışa sunulan tam sürümde unutulmuş olması oldu. Adobe, hemen 3.0.1 güncellemesini hazırladı ve online olarak yayınladı, ayrıca ürünleri ücretsiz değiştireceğini de açıkladı. Birçok kullanıcı problemden haberdar olduğu için bu durum sıkıntı yaratmadan giderildi. Ancak ürünlerini değiştirmeyen ya da güncellemeyen kullanıcılar, 1 Ocak 1995 günü, süresi bittiği için artık yazılımlarını kullanamayacakları uyarısını aldılar. Ancak daha da beter bir durum Japon sürümünün 1 Şubat 1995 tarihinde, yani tam bir ay sonra, süre aşımı nedeniyle çalışmasını durdurması oldu. Anında 3.0.3 güncellemesini yayınlayan Adobe firmasından, bu olaydan sonra birçok mühendis işinden ayrılmak durumunda kaldı.

Bu durumlar firma için prestij sarsıcı da olsa, yazılıma duyulan ilgiyi azaltmadı. Özellikle Layers desteği yazılımın en güçlü itici motoru olmuştu.

Photoshop’un Fetret Devri

Photoshop 3.0 çeşitli açılarda üstün bir sürüm oldu. Birçok insan yazılımın daha nereye kadar geliştirilebileceğini merak ediyordu. Mühendis kadrosu iyice genişlemiş, Apple, IBM gibi büyük firmalardan bile isimler tayfaya katılmıştı. Ancak yeni sürüm geliştirme faaliyetleri yavaşlamıştı ve teknik ekip başka projelerde yer almaya başladıklarından ilgi kaybı başgösteriyordu. Ekibin ağır topları Thomas ve Hamburg başka projelere kafa yorarken, Johnston ve iki mühendis Adobe’den ayrıldılar. Geliştirme çalışmaları neredeyse durma seviyesine gelince L……………in duruma el attı ve Hamburg’un tavsiyelerini göz önüne alarak Photoshop’un tüm arayüzünü elden geçirip yenileyecek bir arayüz tasarımcısı kiraladı. Tüm Adobe yazılımlarının arayüzlerinin birbirine benzetilmesi kararı alındı. Bu noktada Hamburg da ikna edilerek Photoshop mühendis ekibine yeniden katıldı. Photoshop kullancılarını yeni sürümde ilginç sürprizler bekliyordu.

Ekibe arayüz tasarımcısı olarak katılan Andrei Herasimchuk, bazı radikal önerilerle geldi. Lemkin’in de cesaretlendirmesiyle arayüzde ciddi değişiklikler yapıldı. Kadroda herkes ayrı bir konuya el atmıştı ve Actions, Adjustment Layers, Grid, Guides gibi yenilikler bir bir yazılıma adapte edilmeye başlandı. Bu arada Hamburg, Free Transform’u geliştirdi, Thomas Knoll da ekran önbellekleme sistemi ile yazılımın performansını arttırdı. Photoshop 4.0 olacak olan Büyük Elektrik Kedi uykusundan uyanmıştı.

Yazılımın betası “Big Electric Cat” çıktığında pek çok beta test kullanıcısı yeniliklerden hoşlanmadıklarını ifade ettiler. Beta testlerinin sonunda test ekibi yeniliklere kendini adapte etmiş olsa da medya değişimleri sıcak yansıtmadı. Birçok kullanıcı hiçbir anlamı olmadığını düşündükleri değişimler için firmayı e-posta yağmuruna tuttular. 1996 Kasım’ında yazılım piyasaya sunulduğunda kullanıcıların verdiği genel reaksiyon “Photoshop’un düzenini neden bozdunuz?” oldu.

Zaman içinde kullanıcılar yazılıma alıştıkça yapılan değişiklikler de onlar için anlam kazanmaya başladı. Herkes yapılanın yerinde olduğunu düşünmeye başlamıştı ve Photoshop 4.0, firmaya büyük bir finansal başarı kazandırdı.

Photoshop 5.0 için çalışmalar, 4.0 sürümü piyasaya çıkmadan önce başlamıştı. Bu sürümün en büyük ve en gizli özelliği, Undo (Geri Al) işlemlerinde radikal bir devrim olacak olan History (Geçmiş) paletiydi. Bu palet, çalışma aşamalarında istenen seviyeye geri dönebilmeyi, belli bir noktaya bakış atıp kalınan noktadan işe devam edebilmeyi ön gören bir özelliği kullanıcıya sunacaktı. Photoshop 5.0, Mayıs 1998’de satışa sunuldu. Kullanıcıya getirdiği birkaç yenilik dışında en önemli özelliği tabii ki History paleti oldu. 5.0’ın piyasaya sürülmesinden yaklaşık bir sene sonra 5.5 sürümü geldi ve gerçekten kayda değer bir başarı sağladı. Bu sürümde masaüstü yayıncılığın yeni kolu olan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Internet’e ve Web tasarımına yönelik araçlar da vardı. 5.5 ile birlikte Image Ready 2.0 yazılımı da ilk kez dağıtılmaya başlandı.

Photoshop, 2000 yılının sonlarında bomba bir çıkış yaparak 6.0 sürümünü duyurdu. Metin yazımı konusunda getirdiği yeniliklerle yazılan yazının imajın üzerinde düzenlenebilmesine izin verirken vektör desteği sayesinde harfler her ebatta kırıksız görülebiliyordu. Styles paleti ise imajlara anında kabartma, gölge, dolgu, kontur gibi efektleri uygulayabilmeye olanak veriyordu. Bunun yanı sıra yazılımın Web desteği oldukça güçlendirildi ve Image Ready 3.0 ile birlikte satışa sunuldu. Ayrıca eklenen Liquify (sıvılaştırma) adlı araç da piksellere, sanki imaj sıvıymış gibi davranabilmeye ve ilginç etkiler yaratmaya olanak tanıyordu.

Yeni Bir İşletim Sistemi

Yeni Bir Photoshop

Mac OS X için beklenen en önemli yazılımlardan birinin de Photoshop olduğu yadsınamaz. Adobe’nin nihayet Photoshop’u karbonize ettiğini açıklaması, OS X kullanıcılarının özlemini bitirmiş oldu.

Yeni sürümün yeni özellikleri oldukça fazla. Adobe sonunda Photoshop’a bir File Browser eklemiş. Böylelikle depolama birimleriniz içindeki imajların küçük bir önizlemesini görebiliyorsunuz. Seçili imajlar hakkında EXIF (hangi dijital kamerayla hangi pozlama değerlerinde çekildiği gibi bilgiler içeren header) dahil pek çok bilgiye ulaşabiliyor, dosyaları “bitmiş iş”, “prova” şeklinde kategorize edebiliyorsunuz. Resimleri tek bir tıklama ile File Browser üzerinden 90 ve 180 derece döndürebilmek mümkün olduğu gibi dosya isimleri de buradan değiştirilebiliyor.

İmajları elden geçirmek son sürümde bir zevk halini alıyor. Yazılıma eklenen yeni Heal (iyileştirme) ve patch (yama) araçları, imajlarda bu güne kadar Clone Stamp ile yapılan iyileştirme çalışmalarında büyük oranda kolaylık sağlayabilecek araçlar. Clone Stamp’ten farklı olarak Heal aracıyla imajın üzerindeki karanlık ve aydınlık alanlara zarar vermeden düzenleme yapılabiliyor. Patch aracı ise seçilen bir alanı, en optimum düzeyde dokulandırırken yine gölgelere ve ışık farkı olan alanlara dokunmuyor.

Photoshop 7.0’da Web için de pek çok yenilik var. Image Ready sürümü 3.0’dan 7.0’a atlamış. Görünen o ki yazılım artık Photoshop’un ezele kadar dostu ve komplimanı olacak. ImageReady ile tek dokunuşta bir rengi transparan hale getirip Web için kaydedebiliyorsunuz. Envai çeşit Rollover butonlar kolaylıkla hazırlanabilirken Dither transparanlık ile her tür imaj Web sayfasına, artalan dokulu olsa da sorunsuzca konabiliyor. Web için kaydederken imajın detaylarını düşürürken vektör metinlerin keskin ve vurgulu kalmasını sağlayabiliyorsunuz.

Photoshop’un çalışma alanına yenilikler gelmiş. Örneğin bir bilgisayarın birkaç kullanıcısı varsa bu kişiler kendi çalışma alanlarını kendilerine göre düzenleyip kaydedebilirler. Ya da kolaj için farklı, boyama için farklı araç kombinasyonları hazırlayıp bunları kullanabilmek mümkün. Özelleştirilebilir araç çubuğu ile belli araçları belli işleri yapabilir hale getirip (örneğin her seferinde 3 x 5 oranında Crop yapabilme gibi) bunu araç çubuğuna ekleyebiliyorsunuz. Böylece tek bir seçimle istediğiniz biçimde Crop moduna geçebilmek mümkün
Boyama demişken, aynen Photoshop 6’nın Styles’da getirdiği yenilik gibi boyama araçlarında da artık pek çok detayı belirleyip fırçanızı buna göre ayarlayabiliyorsunuz. Fırçanın şekli, basıncı, ne tip bir fırça olduğu, nasıl davranması gerektiği hakkında değiştirebileceğiniz onlarca parametre var.

Renk düzeltme konusunda her zaman üstün özellikler sunan Photoshop, son sürümde otomatik levels ve kontrasttan sonra şimdi de otomatik renk düzeltme yeniliğini getirmiş. Böylelikle imajın hem ışık dengesi, hem de renk dengesi iki hamlede oldukça tatminkâr boyutlara çıkarılabiliyor.

Ağır toplardan biri de var olan bir imajın içindeki küçük bir alandan oldukça başarılı ve büyük artalan desenleri üretebilmek. Bu, özellikle yapılan tekli çekimleri konuyla ilgili artalanlara yerleştirmek isteyenler için kolaylaştırıcı bir özellik.

Liquify aracı eskisine oranla pek çok yenilikle donatılmış. Artık diğer katmanları görüp bunların üzerinden çalışarak daha tutarlı değişimler yapabilmek mümkün.

Adobe’nin geliştirip “taşınabilir dosya formatı” adını verdiği ve Internet, Intranet gibi ortamlarda paylaşılarak yürütülen işlerde kullanılmak üzere optimize ettiği (yüksek kalite ve küçük dosya boyutu) PDF dosya formatına Photoshop 7.0’ın verdiği destek de yabana atılır gibi değil. Örneğin doküman güvenliği konusunda, Photoshop içinden kaydedilen PDF’lere şifre koyabilme olanağını var. Özellikle tasarımların güvenli olmayan ortamlarda paylaşıldığı durumlarda dokümanın küçük bir ön izlemesinin bile gizliliği çok önem kazanıyor.

Metin katmanları için çeşitli dillerde yazım denetimi yapabilen Photoshop 7.0, büyük ihtimalle CE (yerelleştirilmiş) sürümünde Türkçe yazım denetimi de yapabilecek. Belki bu özelliğin çok da önemli olmadığı düşünülebilir. Ancak özellikle ilan ve broşür gibi büyük kitlelere ulaşan ve hata kabul etmeyecek yapıda olan tasarımlarda yapılan yazım hatalarını en aza indirecek olması da önemli bir avantaj olarak kabul edilebilir.

Önceki sürümde de var olan ve kağıdı en verimli şekilde kullanabilmeye olanak veren Picture Package (resim paketi) daha verimli çalışıyor ve daha çok seçenek sunuyor. 6.0 sürümünde bulunmayan en önemli özelliklerden biri, resim paketini hazırlamadan önce bir önizleme yapabiliyor olmanız.

Son Söz

12 yıllık tarihinde Photoshop, binlerce tasarımcının ve yayıncının her zaman elinin altında tuttuğu belki en önemli programlardan biri oldu. Üstelik proje sürümlerinden son sürümüne kadar Macintosh’larla hep dost olmuş bir yazılım olan Photoshop’un, asla bitmemiş bir doktora tezinin hazırlanma aşamasında ortaya çıkmış olması da ilginç.

Yeri gelmişken belirtelim: Thomas Knoll, proje geliştirmenin her aşamasına katıldı ve tezini hiçbir zaman bitiremedi. John, ILM’deki kariyerine görsel efektler süpervizörü olarak devam etti ve Mission Impossible, Star Wars Episode I gibi pek çok önemli projede görev aldı. Babaları Glenn Knoll ise hâlâ Michigan Üniversitesi’nde Mühendislik bölümünde profesör olarak çalışıyor, fakat evinde artık Powerbook kullanıyor ve evinin bodrumundaki karanlık odanın yerinde, tahmin edebileceğiniz gibi, artık Photoshop var.

Biz dergiyi yayına hazırlarken henüz piyasaya sürülmemiş olan Photoshop 7.0’ın satışı ile ilgili olarak Adobe Web sitesinden ve Türkiye’deki distribütör ve yetkili satış merkezlerinden bilgi alabilirsiniz.

Bu yazı için Başar TUNÇEL’e Teşekürler. (MACLINE DERGİSİ)

HAKKINDA

Bu site, Seo , teknoloji ve webmaster bilgilerinin bulundugu, web blogudur.
Arama Yap :