Archive for the ‘Teknoloji’ Category
Çarşamba, Ağustos 27th, 2008 |
                Bugün seo optimizasyon işlemlerinde kullanılan seo araçlarından bahsedelim. Bu tip işlemleri gerçekleştirebileceğiniz en kaliteli site ( bizim tercihimiz ) zeytech.net. Site alt yapı olarak kendi hizmetlerini sunmaktadır. Aynı zamanda site içi grafiksel dizaynı çok beğendik. Hız konusunda da gayet iyi. Diğer seo araçlarından yararlanabileceğiniz sitelerin çoğu ingilizce siteler. Bu site tamamen Türk yapımı ve Türkçe dili ile hazırlanmış bir webmaster yardım sitesidir. Sitede şu hizmetler sunuluyor :
- Google Pagerank Sorgulama. ( Çoklu Pagerank - Gelecek Pagerank - Datacenter Pagerank - Sahte Pagerank Hizmetleri De Mevcut. )
- Google Kelime Arama
- Yahoo Webrank Sorgulama
- Anahtar Kelime Yoğunluğu - Meta Tag Analiz - Site İçi Link Analizi - Site Dışı Link Yoğunluğu
- Domaine Yönelik İşlemler ( Değer biçme, Düşen domainler, Ping işlemleri gibi )
- Html Araçları
- Kayıt Verileri ve Buna Yönelik İstatistiksel Kayıtlar.
                             Tüm bu işlemler için www.zeytech.net adresini ziyaret edebilir. Sitenizi sağlam bir şekilde analiz edebilirsiniz. Yaptığınız analizler sizin daha iyi bir seo çalışması yapmanıza yardımcı olacaktır.
Bu yazı ren2x.com tarafından hazırlanmıştır. Alıntı yaparken kaynak gösteriniz.
Â
Â
Posted in Teknoloji | 1 Comment »
Pazar, AÄŸustos 24th, 2008 |
Ücretsiz SnipIT, seçili bir metni e-posta ile en hızlı şekilde göndermenize olanak tanıyor. İndirin.
E-posta göndermeyi son derece pratik hale getiren ve e-postalarınızı en çabuk şekilde arkadaşlarınıza ulaştırmanızı sağlayan SnipIT, ücretsiz ve son derece kullanışlı bir program.
Bu program sayesinde web tarayıcınızdan e-posta servis sayfanıza girmekle uğraşmadan, tek bir tıklamayla dilediğiniz e-postayı istediğiniz kişiye anında gönderebileceksiniz.
SnipIT yazılımını bilgisayarınıza indirmek için tıklayın.
Programın Kullanımı
SnipIT.msi dosyasını verdiÄŸimiz adresten indirdikten sonra üzerine çift tıklayın ve kurulumu baÅŸlatın. Kurulum devam ederken ‘Web Based Email Client Options’ penceresindeki Gmail, Hotmail ve Yahoo email servislerinin hepsinin seçili olmasına dikkat edin ve Next ile devam edin.
Kurulumun ardından şimdi isterseniz tek bir tıklamayla nasıl email gönderebileceğinize bakalım:
Åžimdi Internet Explorer‘ınızı açın ve içerisinde metin bulunan bir web sayfasına girin. Diyelim ki girdiÄŸiniz web sayfasında önemli bir cümle gördünüz, ya da girdiÄŸiniz web sayfasında yer alan bir ÅŸiiri arkadaşınızla hemen paylaÅŸmak istiyorsunuz. Bunun için bu yazıyı olduÄŸu gibi kopyalayıp email servisinize gitmenize gerek yok. Bu program sayesinde yapmanız gereken tek ÅŸey farenizin imleci seçili olan yazının üzerindeyken saÄŸ tıklayıp resimde de gördüğünüz gibi ‘Send using Gmail’, ‘Send using Hotmail’ ya da ‘Send using Yahoo’ya tıklamak.
Hotmail, Gmail ya da Yahoo! Mail… Bu email servislerinden hangisini kullanıyorsanız, dilediÄŸini seçip tıklayabilirsiniz. Ardından açılan yeni pencerede ise seçtiÄŸiniz yazının direkt olarak email sayfanıza eklendiÄŸini göreceksiniz. Bu adımdan sonra ise yapmanız gereken tek ÅŸey bu emaili göndereceÄŸiniz adresi seçmek ve ‘Gönder’ butonuna tıklamak; hepsi bu.
Not : Bu yazının kaynağı chip.com.tr’dir.
Posted in Teknoloji | No Comments »
Cumartesi, Temmuz 19th, 2008 |
                                        İnternet son yıllarda mobil cihazlarda wi-fi baÄŸlantı olarak kendisini göstermeye baÅŸladı. İlk baÅŸlarda çıkan smartphone ve pda’larda sadece e-mail okuma ve msn gibi hizmetler kullanılabilirken ÅŸimdi çeÅŸitli browserlar ile internet eriÅŸimi kolaylıkla saÄŸlanabilmektedir. En önemli browser markaları bile mobil içinde sürüm geliÅŸtirmeye baÅŸladılar. İnternet explorer ve Opera Web Browser bunlara en basit örneklerdir. Hızları 700 mhz gibibu cihazlar için devasa cpu’lara ulaÅŸan teknoloji verim konusunda da kendisini hissettirdi. Ram bellek kapasitesinin de artması ile hız konusunda engelleri aÅŸtılar.
                             Hp,Asus gibi markaların ürettiÄŸi pda’lar malzeme kalitesinden de ödün vermeyerek çok iyi cihazlara sahip oldular. Bunların yanında Smartphone ve Pda cihazların tartışmasız lideri İ-Mate veya diÄŸer ismi ile HTC markası var ki ürettiÄŸi tüm cihazlar harika. Kendi deneyimlerime de dayarak eÄŸer böyle bir cihaz alınacaksa kesinlikle önceliÄŸin bu markaya tanınmasını tavisye ederim.
Posted in Teknoloji | No Comments »
Pazar, Haziran 22nd, 2008 |
             Windows Mobile deneyimim 2004 yılında efsane telefon Mpx200 ile baÅŸlamıştı. O zamanlar diÄŸer telefonların yanında bendeki bu alet adeta uzay çağından gelmiÅŸ gibi duruyordu. Hem de karizması da bir baÅŸkaydı … Simsiyah kapağı, mavi dış ekranı açılış ve kapanışta çıkardığı ilginç ses ile telefonların kralıydı. Bu telefon sayesinde programlama bilgim arttı, regedit özelliklerini, sistemin çalışma tekniÄŸini öğrendim. Sonuçta Windows’un mini hali Smartphone’da kayıtlı olarak geliyordu. Bazı arkadaÅŸlar Symbian’ı över; fakat unutmamak lazım ki, gerçekten iÅŸletim sistemi seviyesine ulaÅŸmış tek yazılım Windows Mobile sistemidir. Zaten biz Symbian’ın çalıştırdıklarını da telefonumuz da Symbian, mophun, java, gameboy, nes gibi emülatörler ile çok rahat çalıştırıyorduk.Daha sonraları gözüm gibi baktığım mpx200′ümü Grafikaze’ye verdim. Emre’de bu telefonla çok ÅŸey öğrendi ve hala da öğreniyor.
                              Artık benim için Pda dönemi baÅŸlıyordu, ilk pda’m HP 6915 idi. 1400 ytl olan bu cihazı ben 400 ytl civarında almıştım. Bu cihazın en büyük artısı Q klavyesinin olması ve 550 mhz gibi inanılmaz bir iÅŸlemci gücünün bulunmasıydı. Dokunmatik ekranı da hoÅŸdu fakat çok büyük bir eksiÄŸi vardı. O da ekranın 250×250 pix. kare olmasıydı. Pda için hazırlanmış yazılımlar genelde 320×240 biçiminde dikdörtgen yazılımlardır. Bunun için pek çok yazılım bu telefonda çalışmıyordu. Bu sınırlandırma beni çileden çıkardı ve telefonu Jamin ( HTC ) ile takasa girdim. Üstüne 75 ytl aldım. Jamin gerçekten çok güzel bir telefon. Fakat bana gelen Jamin sanki bir inÅŸaatta çalışan birinin gibiydi. Her çizin, göçük kaynıyordu. Yalnız ÅŸunu söylemeliyim telefon ya da pc gerçekten çok iyi dizayn edilmiÅŸ. Dokunmatik dev bir ekranı var ve çok net. Wi-Fi çok iyi çalışıyor. Ekranı yan çevirip psp oyunları bile oynuyordum ve görenler psp’mi bu diye soruyordu. Daha sonra yani geçen yaz bu pda’ı da stamay karar verdim çünkü çok zamanımı harcıyordu, okula ayıracak vakit bulamıyordum. Sonuç olarak bunu da elimdem çıkardım ve 1110 aldım. Bir süre klasik telefon kullanayım dedim.
                      Yaz tatilinin baÅŸlaması ile internette gezintim de çoÄŸaldı. Hepsiburada bir kampanya gördüm. Hp 514 kodlu telefona aitti. İncelediÄŸimde çok cazip geldi ve telefonu almaya karar verdim ve gerçekten de doÄŸru karar verdiÄŸime inandım. Smartphone öncelikle telefon gibi görünüyor. TuÅŸ dizaynı çok iyi tüm tuÅŸlar, menü ve sesler Türkçe yapılandırılmış. Wi-Fi, Bluetooth, Kızılötesi telefonda standart oalrak geliyor. 1.3 mp kamerası, ufak hoparlörü ve en önemlisi Windows Mobile 6.0′da bu telefona entegre edilmiÅŸ. Telefonun iÅŸlemcisi 200 mhz ama çok verimli kullandığını söyleyebilirim. Aslında Regedit ayarlarından overclock çekilebiliyor; fakat ben ihtiyaç bile duymadım açıkçası… Telefonda 128mb Rom, 64 mb ram desteÄŸi bulunuyor. Micro Sd slot hazıfa giriÅŸi de var. 1200 mah pil gücü de apayrı bir iyi yönü çünkü pili çok uzun gidiyor. İşlemci çalıştıran telefonları bilenler bilir, genelde pil fazla dayanmaz. Tüm bunlardan sonra fiyatını da belirtelim. Bu telefon bana 320 ytl’ye mal oldu. Normalde 499$ + Kdv olan fiyatın altına çekilmesi beni çok memnun etti. Smartphone öncellikle 2 gb bir hafıza kartı aldım. Daha sonra belli baÅŸlı program ve oyunları kurdum. Åžimdilik bu kadar fakat çok daha geliÅŸtirmeyi düşünüyorum.
Posted in Teknoloji | No Comments »
PerÅŸembe, Haziran 12th, 2008 |
                      Son zamanlarda robotik programlama ve robot uygulamaları ilgi alanıma girmeye başladı. Mekanik aksamların oluşturulması gerçekten zor bir işe benziyor. Yakın bir dostum, bu iş ile uzun zamandır uğraşıyor ve bazı ufak tefek de olsa robotlar yaptı. Bunlar basit gibi ama insanın hem stresini atmasında hem de eğlenmesinde çok faydalı makinalar. Bu alanda başta gelen sorun malzeme sıkıntısı oluyor. Bu sorunu aşmak için arkadaşım Lego kullanıyor. Bu sayede uyumlu parçaları oluşturmak konusunda sıkıntı yaşamıyor. Hiç olmadı bazen oyuncakları parçaladığı oluyor.
                         Hayalimizdeki robotlar her ne kadar korkutucu, yok edici ve çok akıllı makineler olsalar da , günümüz teknolojisiyle geliştirilen robotlar gerçekte gayet kırılgandır ve hareket kabiliyetleri bir insana göre oldukça düşüktür. Bir robotun en önemli problemi hareket etmesidir. Bu problemi yenmenin en iyi yolu tekerleği kullanmaktır ; fakat tekerlekli bir robot da merdivenleri çıkamayacaktır. Günümüz modern robot tasarımcılarına göre robotlar insan gibi ayaklara ve ellere sahip makinalara olmak zorunda gibi görünüyor. İki ayaklı robotların da en büyük problemi denge oalrak ortaya çıkmaktadır. Bir robotun dengede durması için ayrıca dinamik balans oluşturması gerekir.
                          ÖrneÄŸin; Honda’nın ürettiÄŸi Honda p3 robotu, bu sistemi kullanmakta ve adım atarken bir ayağındaki ağırlığı diÄŸerine geçirerek dengeyi saÄŸlamaktadır. Honda dışında Sony firması da robotik projeler üretmektedir. Sony kedi ve köpek ÅŸeklindeki AIBO robotundan sonra, insan ÅŸeklindeki QRIO robotunu 2004 yılında piyasaya sürmüştür. Bu robotun en can alıcı özelliÄŸi dengesini kaybedip düştüğü zaman kendi kendine yine aÄŸaya kalkabilmesidir.
Posted in Teknoloji | No Comments »
Çarşamba, Mayıs 28th, 2008 |
Mozilla çabalarının meyvesini alıyor, Firefox 3′de sonra doÄŸru geldik. Firefox 3 sürüm adayı yayınlandı. İlk indirenlerden olun.
Neden Firefox 3?
Kararlı sürümü çıkmamasına raÄŸmen Firefox 3′ün beta sürümlerini kullanan önemli bir kesim var (ÖrneÄŸin ben). Hem sürümlerden beri varolan hem de Firefox 3 ile yeni gelen özelliklerden kısaca bahsedelim.
Bellek tüketimi düşük: EÄŸer siz de bir sürü sekme açıp, çok fazla siteyi geziniyorsanız bellek kullanımınız artacaktır ancak Firefox 3 diÄŸer tarayıcılara oranla çok daha az bellek tüketiyor. Firefox’un eski sürümlerinde bu deÄŸer oldukça fazlaydı.
Eklentiler: Artık vazgeçilmezler arasında olan Firefox eklentileriyle internet gezinirken daha fazla keyif alın. Geniş eklenti arşivinde mutlaka size yarayacak bir şeyler vardır.
Kullanışlılık: Internet gezintinizi harika deneyimler katıyor. ÖrneÄŸin “etiket”li yer imleri özelliÄŸi sayesinde ziyaret ettiÄŸiniz siteleri çok keyifli bir ÅŸekilde gruplayabilirsiniz. Ziyaret ettiÄŸiniz sitelerle ilgili bilgi ve istatistiklere ulaÅŸabilirsiniz. Ayrıca Firefox’un arayüzü sizin de hoÅŸunuza gidecektir.
Son Söz
Haziran ayı içerisinde Firefox 3′ün kararlı sürümünü bekliyoruz.Firefox 3′ün kapalı deneme aÅŸamasında olan ilk sürüm adayını indirmek istiyorsanız buraya tıklayın .
Posted in Teknoloji | No Comments »
Çarşamba, Mayıs 28th, 2008 |
Jeff Bezos tarafindan Amazon.com sitesinin internet için yaptığı yatırımlardan biri olan Alexa hem bir arama motoru hemde site trafiklerini gösteren bir araçtır.
Alexa sonuçları için kullanılan bilgilerin büyük çoğunluğu internet tarıyıcaları üzerinde Alexa toolbar yüklü kullanıcılardan toplanmaktadır. Bu kullanıcılar çoğunlukla SEO ile uğraşan ve sitelerin trafikleri hakkında bir fikre sahip olmak için bu toolbar’ı bilgisayarlarına yüklemiş kullanıcılarıdır. Bu kullancılar genelde SEO ile ilgili siteleri ziyaret ettikleri için Alexa sonuçlarında bu tip siteler olduklarından daha fazla trafik alıyormuş gibi gözükmektedirler.
Alexa son derece hatalı sonuçlar verebilmesine rağmen bu tür bilgileri bedava olarak sunan bir SEO aracıdır. Trafiği yüksek sitelerde hata payı az olmasına rağmen aşagı doğru inildikçe hata oranıda artmaktadır. Faklı ülke ve diller için en çok ziyaret edilen sitelerin listesini Alexa’dan bulabilirsiniz.
Son aylar içerisinde Alexa site trafiğini ölçmekte kullandığı algoritmasını daha iyi sonuçlar vericek şekilde değiştirdigini açıklamıştır. Fakat, sonuçlar hala yeterince bilgi toplayamamaktan dolayı büyük ölçüde hatalıdır.
Alexa sonuçlarına göre Türkiye’de en çok ziyaret edilen 100 websitesi:
http://www.alexa.com/site/ds/top_sites?cc=TR&ts_mode=country&lang=none
Archive.org ise 6 ay kadar bir gecikme ile sitelerin eski hallerini gösteren bir sitedir. Özellikle bir websitesi satın alıcaksanız eski hallerini görmek ve yaklaşık ne kadardır sitenin web üzerinde yayında olduğunu anlayabilirsiniz.
Posted in Teknoloji | No Comments »
Çarşamba, Mayıs 28th, 2008 |
               Web taraması, e-posta grupları’dan sonra bilgi alınabilecek diÄŸer bir kaynak who-is veritabanıdır. Bu veri tabanları ip ve dns adresleri, irtibat adresleri gibi önemli bilgiler tutarlar. DNS adresleri belki de en önemli bilgilerdir. Çünkü dns adresleri organizasyonun internetteki ismini yansıtır. Mesela www. orneksite. com adresi orneksite’deki bir web sunucusunu gösterirken, orneksite.com birden fazla makineyi göstermektedir. Burada www ( world wide web ) orneksite.com’un alt etki alanıdır. Site diÄŸer alt etki alanlarını da mail.orneksite.com , dns.orneksite.com gibi domainler ile oluÅŸturabilir.
Posted in Teknoloji | No Comments »
Salı, Mayıs 27th, 2008 |
İnternetin ünlü içerik sağlayıcısı Cnet, 1.8 Milyar dolara alt kuruluşlarıyla birlikte satıldı. Cnet Networks’ün 1.8 Milyar dolar karşılığında CBS tarafından satın alındığı açıklandı.
Satışla birlikte, Cnet’e ait olan CNET, ZDNet, GameSpot, TV.com, MP3.com, CNET News.com, UrbanBaby, CHOW, Search.com, BNET, MySimon, ve TechRepublic sitelerini artık CBS yönetecek.
CBS bütün bu içerikleri satın alarak internet medyasında güçlü bir konuma gelmiş bulunurken bazı uzmanlar bunun yanlış bir hamle olduğunu savunuyor.
Cnet’in hisse senetleri fiyatları ortalama 8 dolar iken, CBS 1.8 Milyar dolar ödeyerek hisse başına 11.50 dolar vermiş durumda. Bu da normal değerinin %45 daha fazlası demek.
Posted in Teknoloji | No Comments »
Salı, Mayıs 27th, 2008 |
İnternet teknolojileri tarihini analiz edebilmek için kullanılan temel bir akım çizelgesi var, web 1.0, web 2.0, web 3.0 gibi. Bazıları bu sınıflandırmaya “pazarlama”dan daha fazla rol biçmiyor, bazıları ise ciddiye alıyor ve hatta 10 yılını buna göre geliÅŸtiriyor.
Web 1.0, adı konmamış akımda, internet programlama ve standart açısından dar bir alandaydı. Dosya haklarında “read” vardır. İşte burada bizler “read” hakkına sahiptik. Gazete yayınlanır okurduk, arkadaÅŸ geocities’e makale atar okurduk (nostaljiye bak ) resim yüklenir bakardık. Birkaç tv ve video denemesi olsa da nedense o dönemde tutunamadılar.
Web 2.0 ile birlikte “write” hakkını aldık. Forumlar, ansiklopediler, sözlükler, blog siteleri belirdi. Sizler yazıyordunuz, artık site sahipleri neredeyse editörlükten çekilmiÅŸti. Yepyeni reklam firmaları ile can sıkıcı pop up reklam devri bitmiÅŸ, kodlama bilmeyenin blog’una eklediÄŸi reklamlarla para kazanabildiÄŸi bir devir baÅŸlamıştı.
Tabii web 2.0 sadece “write” hakkını vermedi. Web 1.0ı aÅŸmaya çalışan insanların diÄŸer tahminleri ve SEO devreye girince ortaya devasa bir bulut çıktı:
http://upload.wikimedia.org/wikipedi…eb_2.0_Map.svg
Bu bulutun neredeyse tamamını barındıran devasa sosyal medya (myspace, friendster, bebo, facebook) gibi üst düzey topluluklarla birlikte web 2.0 tanımlanabilir, sektörde yüzlerce milyar dolarlık bir hacimle ifade edilen, vazgeçilmez ve biraz da “doygun” hale geldi. Google, sürecin gizli lokomotifiydi. Hem kural koyucu hem satın alıcı olarak Yahoo, Google ve MSN üçlüsünün devasa kartelinin gölgesinde küçük oyuncuların fikirlerini yarıştırdıkları bir ortam oluÅŸtu.
“Sosyal” ve “kullanıcı dostu” yapılar oluÅŸtu: social bookmarking (sosyal imleme),
“social video” ve “social photo blog”lar dönemi domine etti. Aralarında en beÄŸendiÄŸim del.icio.us ve Digg / All News, Videos, & Images dur.
w3c konsorsiyumu standartlarıyla dönemi şekillendirdi. XML, RSS, CSS bunlardan bazıları. İyi ki standartlaşma var, yoksa bazı karteller kendi standartlarını dayatırdı. Gerçi bazı konularda kısmen yapıyorlar hala.
Teknik olarak scripting dilleri yanına AJAX gibi teknolojiler de geldi. AJAX: “Asenkron Javascript ve XML” anlamına geliyor. Bu katman, sunucu tarafı programlama ile browser tarafındaki programlamayı tek yapıda birleÅŸtirir.
Tüm bu teknolojiler geliÅŸirken “web 3.0″ ne olacağı soru iÅŸareti olarak belirdi.
Bazıları 3d dünya dedi, bazıları coğrafi temelli web dedi. Semantic (anlamsal) web başarısına güvenenler oldu (ki şaibeli).
Bazıları “execute” hakkının da kullanıcıya devredileceÄŸi yorumunu yaptı. Hatta sosyal medyanın “application” (uygulama)larıyla birlikte bunun gerçekleÅŸmeye baÅŸladığını iddia edenler oldu ki aralarında Google CEO’su da var.
Facebook Application’larında bir Api ve standart dizinleriyle (HTML yerine FBML, SQL yerine FQL) kendi sunucunuzda bulunan bir uygulamayı Facebook içine gömerek, neredeyse bir “execute” izni kazanmış oluyorsunuz. Bu uygulama herhangi bir konuda olabildiÄŸi ve Facebook kullanıcı bilgilerini kullandığı için, neredeyse devasa bir “internet içinde internet” oluÅŸtu.
w3c durmadı ve dönem için çeşitli standartlar geliştirmeye devam etti:
RDF:Mikroformatlar hazırlamanız için bir standart. Bu mikroformatlar Semantic web için temel oluşturacak. Yahoo, bu sebeple search-api yayınladı. Şu anda Yahoo search sonuçlarına api ile ulaşabiliyorsunuz. Yapı RSSdeki gibi XML
SVG: scalable vector graphics: Ölçeklendirilebilir Vektör Grafikleri: Gelecekteki 3d dünyanın tarayıcı içinde gerçeklenebilmesi için XML temelli ve gayet hızlı bir hadisedir.
Semantic web konusunda örnekler adaylar çıktı. Bunlardan en ünlüsü 2 türk mühendisin geliÅŸtirdiÄŸi hakia Search Engine Beta. İlginç bir proje evet ancak çoÄŸu sonucu Google da verebildiÄŸi için gerçek bir semantic uygulama olduÄŸu ya da semantik web’in bu ÅŸekilde olup olmayacağı tartışmalı. Çünkü mikroformatları da kullanmıyor.
Semantik web’de temel amaç Google’daki gibi kelime deÄŸil anlam’a odaklanma. Bir yazılımın anlama odaklanması hayli güç bir mesele. NLP (doÄŸal dil süreçlemesi - denebilir mi?) hakkında aÅŸmak gerek. Neden? Örnek verelim:
“İzmir’e arabayla gittim.”
Siz öyle bir yazılım yazarsınız ki tüm “x’e y ile gittim” leri gördüğünde bunu
“x’e ne ile gittim” sorusuna çevirip karşısına y’yi koyar.
Sorun şurada, dil o kadar yaratıcı ve esnek ki:
“İzmir’e umutla gittim”. cümlesini yukarıdaki ÅŸekilde çeviremezsiniz. Tüm buna formal olmayan blogları, günlük dilin ve kültürün, atasörleri ve deyimlerin internete yansımasını da düşünün.
Bazı analistler, semantik web’in kullanıcıların oluÅŸturduÄŸu sosyal-imleme projeleri ekseninde geliÅŸeceÄŸi yönünde fikir belirtiyor. Yani bu iÅŸi makinalar deÄŸil insanlar yapacak. Google, resim aramasını bu hale getirmek için bir oyun baÅŸlattı. Bu oyun vasıtasıyla resimler, anlam temelli indeksleniyor. Belki de en gerçekçi yöntem bu olacak.
web 3.0 ne olacak bilinmez, ancak birincisi ne olacaksa, tıpkı web 2.0′da olduÄŸu gibi bir konseptte deÄŸil, birçok konseptte aynı anda olacak, ikincisi de web 4.0 2015 ya da biraz daha önceki bir tarihte kesinlikle webOS ekseninde geliÅŸecek.
Uzak tarihi ÅŸu ÅŸekilde özetliyor ve hayal gücünüze bırakıyorum: Artık HD’nız olmayacak. Basit ve ucuz bilgisayarınızı internette Google’un sunucu çiftliklerinden boot edeceksiniz. Tüm yazılımlar orada olacak. Kolay eriÅŸilebilir kurulabilir ve her yerden aynı ÅŸekilde ulaşılabilir olacak. Google’un bu konuda Arizona’da terabyte’lık bilgisayar çiftlikleri kurduÄŸu yönünde spekülasyonlar var.
Åžimdi tüm bu hayvani yapıya, “akıllı ev”leri monte edin. EÅŸyaları internete baÄŸlayın. Kırmızı ışığı, arabaları internete baÄŸlayın. İşte web 4.0, bu olacak. HerÅŸey internet olacak. Devasa bir internet “içinde” yaşıyor olacağız.
Posted in Teknoloji | No Comments »