Bir İnternet Sitesinin Yapısı

Bir internet sitesinin yapısı, insana benzetilebilir.

Örneğin standart sitenin elemanları, Header, Body , Menü , Footer , Database, Register, Search gibi bölümlerden oluşur.

Header, sitenin ilk karşılaşılan kısmıdır.Bu bölüm arama motorlarınca ve siteyi ziyaret eden kişilerce ilk intibanın oluştuğu bölümdür.Kısaca insanın yüz kısmı gibidir.Bakışlar,yüz hatları burada insaların büyük ölçüde özelliklerini tanımlar.Header bölümü de aynıdır, sitenin tasarımı - duruşu bu bölümden anlaşılaiblir.

Body, sitenin ana hatlarının ve ana yükün bulunduğu kısımdır.İnsanın gövdesi gibidir, tüm yük burada toplanmıştır ve %70-80′lik gibi büyük bir bölüm bu kısımda yer alır.

Menü, sitenin diğer sayfalarına geçiş yapılan ve sitenin kullanımını kolaylaştıran bölümdür.İnsandaki kollara benzetilebilir.Kollar sayesinde nasıl isteiğimiz nesneye ulaşıp, işimizi kolaylaştırıyorsak, menü ile de isteğimiz sayfaya gitmemiz kolaylaşır.

Footer, bu kısım sitenin en altında yer alan ve Copyright gibi bilgilerin yer aldığı kısımdır.Alt kısımdaki uyumlu bir tasarım ile site tamamlanır.İnsandaki ayaklar gibi, üstünüzdeki kıyafete uygun bir ayakkabı ile bir bütünlük oluşturmaya benzetilebilir.

Database, bu kısım sitenin bilgilerinin tutulduğu ve kaydedildiği bölümdür.Tüm bilgiler buradan çağrılır ve yeni bilgilerde buraya eklenir.İnsan beyni de aynı şekildedir.Tüm işlemler beyin sayesinde gerçekleşir.Eğer databesinin herhangi bir tablosu hatalı ise, sitenin o kısım ile ilgili kısmı verimli çalışmaz.Mesela insan beyninde görme merkezine herhangi bir zarar gelirse, görme kusurları ortaya çıkar.Ayrıca database türlerei bazı serverlarda çalışmayabilir. Mesela “Mysql”, windows serverda linux’daki gibi çalışmaz.Bunu da insanların yeteneklerine benzetebiliriz.Her insanın daha başarılı oludğu bir alan vardır.

Register özelliği, siteye yeni kullanıcının kayıt olması durumudur.Bu da insanlar arasında tanışmaya benzetilebilir.Yeni tanıştığınız bir kişiyi aklınızın bir köşesine atarsınız.Site de yer alan register özelliğinde de , yeni kayıt olan kişi “Database” nin bir bölümüne eklenir.

Search, bu bölüm arama için kullanılan fonksiyonlardan oluşur.Kimi sitelerde bu bölüm hızlı çalışır kimilerinde yavaş ve verimsiz çalışır.Bu da insanın düşünme yeteneği gibidir.Kimi insan hızlı düşünür, kimisi yavaş düşünür…

Seo, sitenin arama motorlarına optimizasyonudur.Sitenizi iyi entegre ederseniz bol hit alır.Bu da insanın kendini tanıtma yeteneği gibidir.Mesela bir insan vardır, kapasitesi düşüktür ama kendisini çok iyi tanıtır ve yüzlerce kişi onun adını bolca anar.Kimi insan da vardır ki, kapasitesi çok iyidir, ama kendisini tanıtmasını bilmez ve onun ismi ancak öldüğünde selasında anılır.

 

Not : Yazı Ren2x.com’a aittir. Kaynak gösterildiği takdirde alıntı yapılabilir.

Yorumlar

Dededen Toruna Photoshop

Dededen Toruna Photoshop Efsanesi
Şubat 1990’da Adobe firması, Photoshop 1.0’ı piyasaya sürmüştü. Dönüp şöyle geriye baktığımızda 1990 dün gibi geliyor. Ancak Photoshop’un günümüzde geldiği noktaya bakınca geçen zamanın hayatımızda ne gibi farklar yarattığını, ne çok yenilikler katmış olduğunu görebiliyoruz. Dosyamızda, dünya standardı olarak grafik tasarımın yakın tarihine damgasını vuran Photoshop’un, 1.0 sürümünden bu yana süregelen yeniliklerinin yanı sıra, yazılımın geçirdiği ****morfozun heyecan verici serüvenini bulacaksınız. Üstelik dosyamızın sonunda Adobe’nin henüz duyurduğu Photoshop 7.0 sürümünün yeniliklerini de bulabilirsiniz.

Hikayemiz 1978 yılında başlıyor. O zamanlar Amerika’nın Michigan eyaletindeki Ann Arbor isimli bir şehirde akademisyen olan Glenn Knoll, evinin bodrumunda karanlık odası bulunan teknoloji düşkünü bir fotoğraf uzmanıdır. Kişisel bilgisayarların yeni yeni evlere girmeye başladığı bu dönemde kendine bir Apple II Plus alan Glenn Knoll’un John ve Thomas isimli iki oğlu da, her akşam eve araştırma projeleriyle gelen babalarının bu ilgisinden de hız alarak karanlık oda ve Apple II’nin müdavimleri haline geldiler. Thomas o zamanlardan “Fotoğrafçılık lise yıllarımda hobimdi. Babamın karanlık odasında renkli ve siyah-beyaz baskı yapmayı, renkleri ve kontrastı ayarlamayı öğrendim.” diye bahsediyor.

Thomas karanlık odada fotoğrafçılık konusunda uzmanlaşırken John’un ilgisi başka bir noktaya yönelmişti: Apple II Plus. John, ilgisini fazlasıyla çeken bu makine hakkında bakın ne diyor: “İlk kez gerçek bir bilgisayarın başına oturup kullanmam 1978 yılında oldu. O zamanlar 16 yaşındaydım ve kullandığım bilgisayar babamın eve aldığı 64KB RAM’i olan Apple II Plus’tı.”

Sonraki yıllarda da Mac’lerle fazlasıyla haşır neşir olacak olan John, aklından çıkmadığını söylediği bir anısından bahsederken “1984 yılında Time dergisinde Macintosh hakkında bir yazı okumuştum ve resmen çarpılmıştım.” diyor ve ekliyor: “Zaten o olaydan birkaç ay sonra, piyasaya yeni çıkmış olan Macintosh’lardan bir tane satın aldım.”

Karanlık odada elle yapılan işleri daha çok seven Thomas bile bilgisayarlara ve programcılığa ilgi duymaya başladı ve 1987’de kendine bir Macintosh Plus satın aldı. Thomas “dijital imajların işlenmesi” konulu doktora tezini Mac’iyle hazırlamaya başladı. Ancak bu aşamada büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kaldı, çünkü Mac, Thomas’ın kullandığı imajlarda gri skala seviyelerini görüntüleyemiyordu. Sorunu çözebilmek için Thomas, gri skala efekti simule eden bir alt rutin programlamaya koyuldu.

Bir Grafik İşleme Yazılımı Doğuyor

Thomas’ın tezi dolayısıyla daha fazla alt rutin programlaması gerekti ve farklı işlere yarayan pek çok imaj işleme programcığı ortaya çıktı. Bu programcıklar, o sırada California’da Industrial Light and Magic (ILM) firmasında çalışan John’un Ann Arbor’a yaptığı bir ziyaret sırasında dikkatini çeker. John bu konuyla ilgili olarak “Thomas’ın yaptığı iş, dijitize edilmiş bir görüntü içinde, önceden tanımlanmış bir objeyi tanıyabilmeye dayanıyordu. Bu tip bir işin temelinde imaj işleme yatıyordu ve Tom bir çok imaj işleme programcığı yazmıştı.” John, Thomas’ın çalışmalarını, kendi çalıştığı firmada gördüğü Pixar isimli bir bilgisayarın imaj işleme araçlarına çok benzetir. Pixar’da kullanılan Unix C shell komut satırına benzer bir yapıda olan programcıkları Thomas bir araya getirip ‘Display’ isimli bir uygulama programı yaratır ve iki kardeş California’daki ILM’nin yolunu tutarlar.

Display gayet güzel çalışıyordu ancak John’un Display’le ilgili planları bu kadar değildi: “Daha fazlasını istiyordum. Örneğin Display imajları değişik formatlarda kaydedebilse ve ben başka yazılımlarda bunları basabilsem nasıl olurdu”, gibi… “ILM’nin grafik departmanından birkaç imaj getirdim ve ekranımda çok karanlık görünüyorlardı, birden gamma düzeltme araçlarına ihtiyaç duyuyor olduğuma karar verdim.”

John’un ricaları, Thomas’ın ilgisini tezi üzerine yoğunlaştırmasına engel olmaya başladıysa da, kişisel bilgisayar üzerinde imaj düzenleme yapabilme fikri aklını çelmeye başlamıştı.

Display’in iyileştirme süreci bir süre daha devam etti ve uygulamanın gelişmiş sürümüne 1988 yılında “ImagePro” adını verdiler. Bu noktada John, Thomas’a ImagePro’yu ticari bir yazılım haline getirmelerini önermeye başlamıştı.

Üniversitenin verdiği bursu tüketen ve üstüne üstlük eşi hamile olan Thomas, yaptığı işi tamamlayıp bir an önce bir iş bulma derdine düşer. 1988 başlarında, ImagePro’nun Beta sürümünü altı ay içinde tamamlamaya karar verir. Bu süre, Silikon Vadisi’nde müşteri aramak için de iyi bir fırsat yaratır.

Photoshop, İsmine Kavuşuyor

Thomas yazılımına isim bulmak konusunda sıkıntı çekiyordu çünkü bulduğu her isim daha önce alınmış oluyordu. Bu sıkıntısından bahsettiği bir arkadaşı ona Photoshop ismini önerdi ve yazılımın bundan sonra dünyaya damgasını vuracak olan ismi keşfedilmiş oldu.

Silikon Vadisi’ndeki birçok firma Thomas’ın teklifine ılımlı bakmıyordu. Örneğin SuperMac firmasının geri çevirme sebebi, Photoshop’u, o dönemde popüler olan yazılımları PixelPaint’le bütünleştiremeyeceklerini düşünmeleriydi. Aldus firması, kendi bünyesinde zaten benzeri bir uygulama ürettiğini belirtti. Adobe yazılıma ilgi gösterdi, ancak hemen cevap vermemişti. Sonunda Thomas Ann Arbor’a dönüp yazılım üzerinde bir süre daha çalışmaya karar verdi. Bu sırada John yazılımın tanıtım demolarını firmalara göstermeye devam ediyor, Thomas’tan sıklıkla yeni özellikler eklemesini istiyordu. Hatta programın nasıl kullanılabileceğini anlatan küçük bir kitapçık bile hazırladı.

Sonunda Silikon Vadisi’nde Barneyscan isimli bir firma kısa vadeli bir teklifle geldi. Buna göre Barneyscan, slayt tarayıcıları ile birlikte yazılımı ücretsiz olarak Barneyscan XP ismiyle dağıtacaktı. Photoshop sürüm 0.87’nin yaklaşık 200 adet kopyası Barneyscan tarayıcılarla dağıtıldı.

John, Apple’a da Photoshop’u tanıtmaya gitti ve yazılım çok ilgi gördü. Mühendisler yazılıma hayran kaldıklarını belirttiler ve John’a birkaç kopya bırakmasını rica ettiler.

Eylül 1988, Knoll kardeşlerin şansının döndüğü aydı. John, Adobe firmasının tasarım ekibine bir demo sunumu gerçekleştirdi ve firma yetkilileri üründen fazlasıyla memnun kaldılar. Özellikle Adobe’nin art direktörü Russell Brown Photoshop’tan oldukça etkilendi. O sıralar Adobe’nin, Letraset firmasıyla ColorStudio isimli yazılımı geliştirme konusunda anlaşması vardı ancak daha sonra Photoshop’un daha çok ümit vaat ettiği kanısı ağır bastı ve Adobe, kısa süre içerisinde Photoshop’un dağıtımı konusunda Knoll kardeşlerle bir lisans sözleşmesi imzaladı. 1990 yılının Şubat ayında, 10 aylık bir geliştirilme sürecinin ardından Photoshop 1.0 nihayet piyasaya sürüldü.

Anlaşmadaki en önemli nokta, anlaşmanın dağıtım lisansı üzerine olmasıydı. Adobe uzun yıllar yazılımı satın almayarak sadece dağıttı. Daha sonra Photoshop başarılı biçimde kendini göstermeye başlayınca Adobe yazılımı satın aldı ve ismini değiştirmedi. Thomas, Ann Arbor’da yazılımı geliştirmeye devam ederken John da California’da plug-in’ler yazıyordu. Plug-in’lerin de oldukça ilginç bir öyküsü var: Kimi Adobe yetkilileri John’un yazdığı plug-in’lerin ciddi bir yazılımın ayrı bir özelliği olarak lanse edilmesinin yakışık almayacağını, bunların yutturmaca gibi görüneceğini iddia ettiler. Bu yüzden John, yaptığı işleri Photoshop’a “sinsice” sokabileceği bir yol bulmak zorunda kaldı. Zaman içinde bunlar Photoshop’un en güçlü araçları haline geldiler.

Photoshop’un ilk sürümlerinde birçok hata vardı, hatta birçok kullanıcı 1.0.7 sürümünden sonra Photoshop kullanmaktan vazgeçti. Yine de Photoshop’un yakaladığı başarı takdire değerdi ve o zamanlar en büyük rakibi olan ColorStudio yazılımından kolay kullanımı ve verimli program koduyla öne çıkıyordu. ColorStudio’nun Photoshop’ta olmayan pek çok özelliği vardı ancak pazarlama konusunda en önemli dezavantajı Letraset’in yazılımı “özel kullanıcılar için özel bir uygulama” olarak konumlandırmış olmasıydı. Bunun tersine Photoshop, Macintosh’u olan herkesin kullanabileceği bir yazılım olarak lanse ediliyordu. Photoshop’un bir şansı da, masaüstü yayıncılığın yeni yeni alevlenmeye başladığı döneme denk gelmesiydi. Adobe’nin gizli silahı Russell Brown, birçok mecrada Photoshop’u anlatıyor, demolarını sunuyor, “Photoshop diye sıkı bir yazılım var, duydunuz mu?” cümlelerinin kulaktan kulağa yayılmasına önayak oluyordu. Artık Photoshop bir dünya standardı haline gelmeye başlamıştı.

Yeni Sürümler, Yeni Özellikler

Photoshop’un yeni sürümlerinin üzerinde çalışan tek kişi Thomas Knoll’du. Adobe, yeni mühendislere ihtiyaç olduğuna karar vererek Mark Hamburg’u kiralamaya karar verdi. Knoll gibi Michigan Üniversitesi mezunu olan Hamburg, daha önce Full Write yazılımı için Bézier Path eğrilerini uyarlamıştı ve Adobe, Hamburg’u 2.0 sürümü için “Path Adam” olarak kiraladı.

Hamburg ile Photoshop 2.0’a birçok güçlü araç da katılmış oldu. 2.0’ın belli başlı özellikleri arasında Illustrator dosyalarını raster etme aracı, CMYK desteği, duotonlar ve path çizimleri yapılan Pen aracını sayabiliriz. Hamburg’un getirdiği ilk ve çok önemli yenilik ise, Photoshop’a ayrılan belleğin 2 megabayttan 4 megabayta çıkarılması konusunda getirdiği öneri oldu. Bu sayede yazılım belirgin şekilde hızlı ve stabil çalışmaya başladı. Photoshop 2.0, Haziran 1991’de satışa sunuldu.

Photoshop 2.0’ın CMYK desteği vermesi, masaüstü yayıncılık dünyasının dikkatini yıldırım hızıyla bu yazılıma yöneltmesine sebep oldu. Renk ayrımı yapabilme gibi bir devrimi gerçekleştirebilmesi yazılımın satışlarını katlarken Photoshop’un gücüne yeni mühendislerle güç katılıyordu.

Bu aşamada Windows platformuna da destek verilmesi gündeme geldi ve ürün Mac ve Windows platformlarına yönelik iki ana grubun sorumluluğuna verildi. Windows tarafının gelişmesi, Thomas Knoll’un orijinal kodunun tekrar yazılma süreciyle böylece başlamış oldu. Photoshop’un 2.5 sürümü hem Mac hem de PC için geliştirilmeye başlandı. Yeni sürüme oldukça önemli yenilikler katılmasına rağmen neden sürüm numarası olarak 3.0 değil de 2.5 verildiği ise tam olarak bilinmiyor. Yeni sürümdeki yenilikler arasında meşhur paletli yapıyı, 16 bit dosya desteğini ve Windows sürümünün çıkmış olmasını sayabiliriz.

Ancak Photoshop’un 2.5 sürümünde bir bellek hatası vardı ve anında kullanıcılarından tepki almıştı. Problemin çözümü için teknik ekip anında işe koyuldu, hatta sorunun kaynağına inebilmek için müşteriler tek tek aranarak hangi işi yaparken hangi noktada sorunla karşılaştıkları soruldu ve alınan cevaplar doğrultusunda bir yol izlendi. Problem tespit edilip ortadan kaldırılınca 2.5.1 sürümü geçerli sürüm olarak piyasaya sürüldü. Bu sürümün en önemli özelliği, Apple’ın yeni ve hızlı çip mimarisi PowerPC ile uyumlu çalışan ilk uygulama olmasıydı. Power PC desteği bir plug-in ile sağlanmıştı.

Daha 2.5 sürümü tamamlanmadan çalışmaları başlanmış olan sürüm 3.0’da Thomas Knoll’un getirdiği bir yenilik, yazılımın tarihinde dönüm noktası oldu. Bu yeniliğin adı Layers idi ve imajları katmanlı bir yapıda birbirinden ayrı tutarak çalışabilme esasına dayanıyordu. O zamanlar “Photohop Katili” olarak lanse edilen Live Picture da layers desteği veriyordu ve Photoshop 3.0’ın özellikleri arasında katman desteğinin geçiyor olması bu özelliğin Live Picture’dan çalındığı söylentilerini doğurdu. Ancak gerçekte katman teknolojisi Thomas Knoll’un uzun süreden beri, hatta Live Picture adını bile duymadan önce üzerinde çalıştığı bir projeydi. Sürüm 3.0, 1994 Eylül’ünde satışa sunuldu.

Sürüm 3.0’ın en büyük gafı, beta sürümlerdeki zaman sınırlayıcı kodun, satışa sunulan tam sürümde unutulmuş olması oldu. Adobe, hemen 3.0.1 güncellemesini hazırladı ve online olarak yayınladı, ayrıca ürünleri ücretsiz değiştireceğini de açıkladı. Birçok kullanıcı problemden haberdar olduğu için bu durum sıkıntı yaratmadan giderildi. Ancak ürünlerini değiştirmeyen ya da güncellemeyen kullanıcılar, 1 Ocak 1995 günü, süresi bittiği için artık yazılımlarını kullanamayacakları uyarısını aldılar. Ancak daha da beter bir durum Japon sürümünün 1 Şubat 1995 tarihinde, yani tam bir ay sonra, süre aşımı nedeniyle çalışmasını durdurması oldu. Anında 3.0.3 güncellemesini yayınlayan Adobe firmasından, bu olaydan sonra birçok mühendis işinden ayrılmak durumunda kaldı.

Bu durumlar firma için prestij sarsıcı da olsa, yazılıma duyulan ilgiyi azaltmadı. Özellikle Layers desteği yazılımın en güçlü itici motoru olmuştu.

Photoshop’un Fetret Devri

Photoshop 3.0 çeşitli açılarda üstün bir sürüm oldu. Birçok insan yazılımın daha nereye kadar geliştirilebileceğini merak ediyordu. Mühendis kadrosu iyice genişlemiş, Apple, IBM gibi büyük firmalardan bile isimler tayfaya katılmıştı. Ancak yeni sürüm geliştirme faaliyetleri yavaşlamıştı ve teknik ekip başka projelerde yer almaya başladıklarından ilgi kaybı başgösteriyordu. Ekibin ağır topları Thomas ve Hamburg başka projelere kafa yorarken, Johnston ve iki mühendis Adobe’den ayrıldılar. Geliştirme çalışmaları neredeyse durma seviyesine gelince L……………in duruma el attı ve Hamburg’un tavsiyelerini göz önüne alarak Photoshop’un tüm arayüzünü elden geçirip yenileyecek bir arayüz tasarımcısı kiraladı. Tüm Adobe yazılımlarının arayüzlerinin birbirine benzetilmesi kararı alındı. Bu noktada Hamburg da ikna edilerek Photoshop mühendis ekibine yeniden katıldı. Photoshop kullancılarını yeni sürümde ilginç sürprizler bekliyordu.

Ekibe arayüz tasarımcısı olarak katılan Andrei Herasimchuk, bazı radikal önerilerle geldi. Lemkin’in de cesaretlendirmesiyle arayüzde ciddi değişiklikler yapıldı. Kadroda herkes ayrı bir konuya el atmıştı ve Actions, Adjustment Layers, Grid, Guides gibi yenilikler bir bir yazılıma adapte edilmeye başlandı. Bu arada Hamburg, Free Transform’u geliştirdi, Thomas Knoll da ekran önbellekleme sistemi ile yazılımın performansını arttırdı. Photoshop 4.0 olacak olan Büyük Elektrik Kedi uykusundan uyanmıştı.

Yazılımın betası “Big Electric Cat” çıktığında pek çok beta test kullanıcısı yeniliklerden hoşlanmadıklarını ifade ettiler. Beta testlerinin sonunda test ekibi yeniliklere kendini adapte etmiş olsa da medya değişimleri sıcak yansıtmadı. Birçok kullanıcı hiçbir anlamı olmadığını düşündükleri değişimler için firmayı e-posta yağmuruna tuttular. 1996 Kasım’ında yazılım piyasaya sunulduğunda kullanıcıların verdiği genel reaksiyon “Photoshop’un düzenini neden bozdunuz?” oldu.

Zaman içinde kullanıcılar yazılıma alıştıkça yapılan değişiklikler de onlar için anlam kazanmaya başladı. Herkes yapılanın yerinde olduğunu düşünmeye başlamıştı ve Photoshop 4.0, firmaya büyük bir finansal başarı kazandırdı.

Photoshop 5.0 için çalışmalar, 4.0 sürümü piyasaya çıkmadan önce başlamıştı. Bu sürümün en büyük ve en gizli özelliği, Undo (Geri Al) işlemlerinde radikal bir devrim olacak olan History (Geçmiş) paletiydi. Bu palet, çalışma aşamalarında istenen seviyeye geri dönebilmeyi, belli bir noktaya bakış atıp kalınan noktadan işe devam edebilmeyi ön gören bir özelliği kullanıcıya sunacaktı. Photoshop 5.0, Mayıs 1998’de satışa sunuldu. Kullanıcıya getirdiği birkaç yenilik dışında en önemli özelliği tabii ki History paleti oldu. 5.0’ın piyasaya sürülmesinden yaklaşık bir sene sonra 5.5 sürümü geldi ve gerçekten kayda değer bir başarı sağladı. Bu sürümde masaüstü yayıncılığın yeni kolu olan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Internet’e ve Web tasarımına yönelik araçlar da vardı. 5.5 ile birlikte Image Ready 2.0 yazılımı da ilk kez dağıtılmaya başlandı.

Photoshop, 2000 yılının sonlarında bomba bir çıkış yaparak 6.0 sürümünü duyurdu. Metin yazımı konusunda getirdiği yeniliklerle yazılan yazının imajın üzerinde düzenlenebilmesine izin verirken vektör desteği sayesinde harfler her ebatta kırıksız görülebiliyordu. Styles paleti ise imajlara anında kabartma, gölge, dolgu, kontur gibi efektleri uygulayabilmeye olanak veriyordu. Bunun yanı sıra yazılımın Web desteği oldukça güçlendirildi ve Image Ready 3.0 ile birlikte satışa sunuldu. Ayrıca eklenen Liquify (sıvılaştırma) adlı araç da piksellere, sanki imaj sıvıymış gibi davranabilmeye ve ilginç etkiler yaratmaya olanak tanıyordu.

Yeni Bir İşletim Sistemi

Yeni Bir Photoshop

Mac OS X için beklenen en önemli yazılımlardan birinin de Photoshop olduğu yadsınamaz. Adobe’nin nihayet Photoshop’u karbonize ettiğini açıklaması, OS X kullanıcılarının özlemini bitirmiş oldu.

Yeni sürümün yeni özellikleri oldukça fazla. Adobe sonunda Photoshop’a bir File Browser eklemiş. Böylelikle depolama birimleriniz içindeki imajların küçük bir önizlemesini görebiliyorsunuz. Seçili imajlar hakkında EXIF (hangi dijital kamerayla hangi pozlama değerlerinde çekildiği gibi bilgiler içeren header) dahil pek çok bilgiye ulaşabiliyor, dosyaları “bitmiş iş”, “prova” şeklinde kategorize edebiliyorsunuz. Resimleri tek bir tıklama ile File Browser üzerinden 90 ve 180 derece döndürebilmek mümkün olduğu gibi dosya isimleri de buradan değiştirilebiliyor.

İmajları elden geçirmek son sürümde bir zevk halini alıyor. Yazılıma eklenen yeni Heal (iyileştirme) ve patch (yama) araçları, imajlarda bu güne kadar Clone Stamp ile yapılan iyileştirme çalışmalarında büyük oranda kolaylık sağlayabilecek araçlar. Clone Stamp’ten farklı olarak Heal aracıyla imajın üzerindeki karanlık ve aydınlık alanlara zarar vermeden düzenleme yapılabiliyor. Patch aracı ise seçilen bir alanı, en optimum düzeyde dokulandırırken yine gölgelere ve ışık farkı olan alanlara dokunmuyor.

Photoshop 7.0’da Web için de pek çok yenilik var. Image Ready sürümü 3.0’dan 7.0’a atlamış. Görünen o ki yazılım artık Photoshop’un ezele kadar dostu ve komplimanı olacak. ImageReady ile tek dokunuşta bir rengi transparan hale getirip Web için kaydedebiliyorsunuz. Envai çeşit Rollover butonlar kolaylıkla hazırlanabilirken Dither transparanlık ile her tür imaj Web sayfasına, artalan dokulu olsa da sorunsuzca konabiliyor. Web için kaydederken imajın detaylarını düşürürken vektör metinlerin keskin ve vurgulu kalmasını sağlayabiliyorsunuz.

Photoshop’un çalışma alanına yenilikler gelmiş. Örneğin bir bilgisayarın birkaç kullanıcısı varsa bu kişiler kendi çalışma alanlarını kendilerine göre düzenleyip kaydedebilirler. Ya da kolaj için farklı, boyama için farklı araç kombinasyonları hazırlayıp bunları kullanabilmek mümkün. Özelleştirilebilir araç çubuğu ile belli araçları belli işleri yapabilir hale getirip (örneğin her seferinde 3 x 5 oranında Crop yapabilme gibi) bunu araç çubuğuna ekleyebiliyorsunuz. Böylece tek bir seçimle istediğiniz biçimde Crop moduna geçebilmek mümkün
Boyama demişken, aynen Photoshop 6’nın Styles’da getirdiği yenilik gibi boyama araçlarında da artık pek çok detayı belirleyip fırçanızı buna göre ayarlayabiliyorsunuz. Fırçanın şekli, basıncı, ne tip bir fırça olduğu, nasıl davranması gerektiği hakkında değiştirebileceğiniz onlarca parametre var.

Renk düzeltme konusunda her zaman üstün özellikler sunan Photoshop, son sürümde otomatik levels ve kontrasttan sonra şimdi de otomatik renk düzeltme yeniliğini getirmiş. Böylelikle imajın hem ışık dengesi, hem de renk dengesi iki hamlede oldukça tatminkâr boyutlara çıkarılabiliyor.

Ağır toplardan biri de var olan bir imajın içindeki küçük bir alandan oldukça başarılı ve büyük artalan desenleri üretebilmek. Bu, özellikle yapılan tekli çekimleri konuyla ilgili artalanlara yerleştirmek isteyenler için kolaylaştırıcı bir özellik.

Liquify aracı eskisine oranla pek çok yenilikle donatılmış. Artık diğer katmanları görüp bunların üzerinden çalışarak daha tutarlı değişimler yapabilmek mümkün.

Adobe’nin geliştirip “taşınabilir dosya formatı” adını verdiği ve Internet, Intranet gibi ortamlarda paylaşılarak yürütülen işlerde kullanılmak üzere optimize ettiği (yüksek kalite ve küçük dosya boyutu) PDF dosya formatına Photoshop 7.0’ın verdiği destek de yabana atılır gibi değil. Örneğin doküman güvenliği konusunda, Photoshop içinden kaydedilen PDF’lere şifre koyabilme olanağını var. Özellikle tasarımların güvenli olmayan ortamlarda paylaşıldığı durumlarda dokümanın küçük bir ön izlemesinin bile gizliliği çok önem kazanıyor.

Metin katmanları için çeşitli dillerde yazım denetimi yapabilen Photoshop 7.0, büyük ihtimalle CE (yerelleştirilmiş) sürümünde Türkçe yazım denetimi de yapabilecek. Belki bu özelliğin çok da önemli olmadığı düşünülebilir. Ancak özellikle ilan ve broşür gibi büyük kitlelere ulaşan ve hata kabul etmeyecek yapıda olan tasarımlarda yapılan yazım hatalarını en aza indirecek olması da önemli bir avantaj olarak kabul edilebilir.

Önceki sürümde de var olan ve kağıdı en verimli şekilde kullanabilmeye olanak veren Picture Package (resim paketi) daha verimli çalışıyor ve daha çok seçenek sunuyor. 6.0 sürümünde bulunmayan en önemli özelliklerden biri, resim paketini hazırlamadan önce bir önizleme yapabiliyor olmanız.

Son Söz

12 yıllık tarihinde Photoshop, binlerce tasarımcının ve yayıncının her zaman elinin altında tuttuğu belki en önemli programlardan biri oldu. Üstelik proje sürümlerinden son sürümüne kadar Macintosh’larla hep dost olmuş bir yazılım olan Photoshop’un, asla bitmemiş bir doktora tezinin hazırlanma aşamasında ortaya çıkmış olması da ilginç.

Yeri gelmişken belirtelim: Thomas Knoll, proje geliştirmenin her aşamasına katıldı ve tezini hiçbir zaman bitiremedi. John, ILM’deki kariyerine görsel efektler süpervizörü olarak devam etti ve Mission Impossible, Star Wars Episode I gibi pek çok önemli projede görev aldı. Babaları Glenn Knoll ise hâlâ Michigan Üniversitesi’nde Mühendislik bölümünde profesör olarak çalışıyor, fakat evinde artık Powerbook kullanıyor ve evinin bodrumundaki karanlık odanın yerinde, tahmin edebileceğiniz gibi, artık Photoshop var.

Biz dergiyi yayına hazırlarken henüz piyasaya sürülmemiş olan Photoshop 7.0’ın satışı ile ilgili olarak Adobe Web sitesinden ve Türkiye’deki distribütör ve yetkili satış merkezlerinden bilgi alabilirsiniz.

Bu yazı için Başar TUNÇEL’e Teşekürler. (MACLINE DERGİSİ)

Yorumlar (1)

Wp Avantajları

                         Wordpress öncelikle kişisel bloglarınız için elverişlidir.Yeni başlayanlar ve makale yazmak için en elverişli sistem wordpresstir.Aynı zamanda birçok haber ,video,oyun vs. siteleri wordpress kurmuştur..Bunun en önemli sebebi googleda çabuk indexlenmesi , seo ayarlarının etkili olması , kullanımı kolay , çok işlevli , sade ve hızlı , lisans sorunu yok ve gelen misafirlerin rahat kullanacağı bir script olmasıdır.

Google’da Çabuk İndexlenmesi

Evet wordpress diğer sistemlere göre gerekli seo ayarları yapıldıktan sonra daha hızlı indexleniyor ve gerekli backlinkler kasılarak aramalarda daha üst sıralara çıkıyor.Ayrıca özgün yazılar yazarak blogunuzun hem indexlenmesi hemde sürekli arama motorları botlarının sitenizde kalmasını sağlayabilirsiniz. Ve pr‘nizi kolaylıkla yükseltebilirsiniz.

Seo Ayarlarının Etkili Olması

Diger scriptlere göre wordpress’in googledaki seosu düzgün yapışdığı takdirde etkilidir.Çabuk indexlenmesini ve aramalarda üst sıralara çıkmasını sağlar…

Kullanımı Kolay

Türkçe paneli ile ve az ama gerekli işlevleriyle paneli çok rahat kullanabilirsiniz.Türkçesini indirip kurdugunuzda daha rahat kullanırısnız.Her turlü kategori oluşturma yazıyı yollama ,genel ayarları mevcut…

Çok İşlevli

Evet wordpress diğer sistemlere göre daha işlevli..Örnek olarak bir wordpress temasini editleyek biraz kodlama biliyorsanız basitçe onu haber-,oyun vs ..sistemine dönüştürür ona uygun eklentiler ve grafikleri yaptığınızda farklı amaçlar içinde kullanırsınız.

Sade ve Hızlı

Wordpress birçok scripte göre daha hızlıdır çunku sistemi kasıcak herhangi bir eklenti yok..Aynı zamanda görünüşünü kendinize göre yapabılır veya hazır temalar yaparak canlı cıvıl cıvıl yada sade yapabılırısnız…

Lisans Sorunu Yok

Wordpress’De lisans sorunu yoktur..Sadece en alttan wordpress yazı lınkını kaldırmamanız yeterlidir..Böylece scripte ekstra masraf harcamanıza gerek yoktur…

Misafirler Daha Rahat Kullanır

Misafirleriniz için hızlı ve düzenli bir script olan wordpress de gezmek daha rahat olacağı için misafirleriniz bu scripti sorunsuz ve daha rahat bir şekilde kullanır..

Kaynak : Cenk Karaman

Yorumlar

R10.Net Seo Yarışması

 

                               İlk olarak r10.net tarafından başlatılan ve büyük bir yarış serüvenine insanları sürükleyen bir proje oldu. Seo yarışmalarında webmaster’ları alacağı ödüllerden çok forumlarda ve web alaminde yapacağı isim heyacanlandırıyor. Seo optimizasyon yarışmaları sayesinde webmaster Google ile daha içlı dışlı olarak onu bir nebzede olsa iyi anlamaya çalışıyorlar. Webmasterlar Google ‘i daha fazla tanıdıkçı Türkiye sektöründe yeni ilerlemeler oluyor. Seo ile çok fazla içli dışlı olanlarda Google’den hakettikleri payı alıyorlar.

Destekledimiz Dostumuz: adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması

Yorumlar

Kullanılmayan Domainler

                      Webmasterların, bir hevesle alıp kullanmadığı  projeye yönelik domainler vardır. Bu tip domainleri genelde domain panelinde bekletiriz.Domain panelinde duran domain her zaman “0” domain olarak kalacaktır. Bunun yerine bu domainler üzerinde bazı ufak işlemler yaparak gelecek için yatırım yapabilirsiniz. Örneğin, tutacak bir domainiz var ama projeyi işleyecek vaktiniz yok. O halde tek yapmanız gereken domaininizi indexli tutmak olacaktır.

                       Yapılacak işlemler sırası :

  •       İlk önce siteyi oluşturalım. 15-20 sayfadan oluşsa yeterli olacaktır. Konu ile alakalı ama mutlaka özgün yazılardan oluşsun.
  •      Daha sonra domainimizi Google.com/addurl’den Google arama sayfalarına kayıt ediyoruz.
  •      Yaklaşık 3 gün 10 gün arasında domaininiz indexlenir. Bundan sonraki aşamada 15-20 adet backlinki sitemize sağlıyoruz. ( Link değişimi olabilir ama link çöplüklerinden link almayınız ! )
  •   Tüm bu işlemlerden sonra sitemizi yaklaşık 50 adet dizine eklememiz yeterli olacaktır. ( 50 adet dizine eklemek yaklaşık 2 saatinizi alır. ) Bu kadar dizin adresini nereden bulabilir derseniz 2 yolu var. R10.net webmaster forumuna girip, dizin bölümüne bir göz atınız. Hemen hemen hergün mutlaka bir kodsuz dizin eklenmektedir. Bu yöntem olmazsa, Google amcaya başvuruyoruz. Google’da arama kutusuna, kodsuz dizin , karşılıksız dizin  gibi kelimeleri yazarak istediğiniz dizin sitelerine ulaşabilirsiniz.
  • Arada sırada domaininize 1-2 yazı atmanız da domain için faydalı olacaktır.

   Ciddi bir site kuracağınız zaman uzun süredir indexli ve infolu domaininiz sizin için bir avantaj olacaktır. Unutmamak gerekir ki Google siteleri indexlerken, sitelerin yaşına da bakmaktadır. Sitelerin yaşı ise Google’da aldığı ilk indexten itibaren oluşmaya başlar. Bu makale deneyimler sonucu oluşmuş olup, sizlerin bilgilenmesi için sunulmuştur.

Yazı ren2x.com’a aittir. Alıntı yaparken kaynak gösteriniz.

Yorumlar

Onarcade Reklam Yerleşimi

                                Onarcade sistemi, genel anlamda  eğlence amaçlı sitelerde kullanılan bir script yazılımdır. Türkiye’de  oyun-video sitelerinin  %50’si onarcade desek abartmış olmayız sanırım. Bu yazılımın bu kadar iyi yerlere gelmesinin bazı nedenleri var. Öncelikle kullanımda bazı kolaylıklar sağlaması, düzenli görüntüsü ve devamlı güncellenen bir script olması Onarcade’yi diğer scriptlere göre ön plana çıkarıyor. Bu yazımızda  reklam yerleşimlerini inceleyeceğiz. Burada belirtilen bilgiler deneyimler sonucu hazırlanmış olup, kesinlik kazandırmayabilir. Sitenizi ziyaret eden hedef kitle dahi reklam tıklama oranlarını etkileyebilmektedir.

  • Reklam yerleşimlerini 3 aşamada işleyeceğiz
  1. Siteye girince hemen karşınıza gelen kısım.
  2. Sitenizin alt kısmı, scroll barı kaydırınca görülen kısım.
  3. Sitede yer alan dosyaların bulunduğu sayfalar.

1. Kısım Reklam İncelemesi :

Resimli Tanımlama

reklam yerleşimi 1               Bu kısımda gördüğümüz reklamlar siteye gelen ziyaretçi tarafından ilk karşılaşılan yer olduğu için tıklanma oranları biraz yüksektir.

Reklam Alanı 1 : Bu alana resimli 468×60 boyutlarında bir banner reklam yerleştirmek tıklanma oranlarını arttırmaktadır. Ziyaretçi ana sayfaya dönmek için buradaki resime tıkladığında, reklama tıklama olasılığı da artmaktadır.

Reklam Alanı 2 : Sitenin her bölümünde görülebilen bu alana 728×120 şeklinde bir reklam yerleşimi yapılır. Yine tklama oranı yüksek bir yerleşim alanıdır.

Reklam Alanı 3:   İndexpage.html dosyasının çağrıldığı alandır. Bu alanda en etkili reklam ise 250×250 gibi iki adet kare reklamın yan yana gelmesi ile oluşmaktadır. Her safyada çıkmamasına rağmen çok yüksek tıklama oranlarına ulaşabildiğini gözlemledik. Yine burada kullanılan reklamların resim reklam tipinde olması sizin avantajınıza olacaktır.

Reklam Alanı 4 :  Sistemin menu.html  bölümünde yer alan bu kısımda yüksek tıklama oranlarına sahip olabilmektedir. Buranın özelliği hem resim hem de yazı reklamların çok yüksek oranlara ulaşabilmesidir. Burada yer alan yazı reklamlar sitenin yazı renkleri ile bütünleşik yapıldığı takdirde reklam uyumu çok iyi olmaktadır ve tıklanma oranları tavan yapmaktadır. Reklam alanı 3 ile karşılaştığımızda o bölümde yer alan resim reklamın daha fazla tıklandığını gördük.

2.Kısım Reklam İncelemesi :

Resimli Tanımlama

reklam alanı 2      Sitemizin alt kısımlarında yer alan bu kısım, reklam tıklama oranlarının ciddi oranda düştüğü kısımlardan bir bölümdür. Burada kullana bileceğimiz reklam tiplerini inceleyelim.

Reklam Alanı 6 :  Çeşitli linklerin yer aldığı bu bölüme en uygun reklam yerleşimi, Google Adsense’nin yayıncılara sunduğu link reklamlardır. Aşağıya doğru kayan linklerin arasına renk bütünlüğü sağlanarak reklam yerleşimi yapılır.

Reklam Alanı 7 : Sitemizin arama modülünü de reklam amaçlı kullanabiliyoruz. Google Search geliştirilmiş özellikleri bu alan için biçilmiş kaftan gibi duruyor. Eğer bu bölümden daha fazla fayda sağlamak istiyorsanız bu bölümü sitenizin üst 

bölümlere taşımınızı öneririz. Gelen ziyaretçiler sitenizi beğenmeli ki daha sonra tekrar gelip beğendiği içeriği bu modülden arama ile bulsun.  Arama modülünü farklı bir renk yaparak belirginleştirmeniz sizin yararınıza olacaktır.

3.Kısım Reklam  İncelemesi :

Resimli Tanımlama

reklam alanı 3                   Bu bölüm sitenizin bel kemiğidir. Ziyaretçilerin en çok zaman geçirdiği reklam tıklama oranlarının tavan yaptığı kısımdır.

Reklam Alanı 8 :  Yaptğımız gözlemlerde en fazla tıklanan reklam burada yer alan reklam oldu. Burada koyulacak 250×250 boyutunda veya üstü banner reklam, reklam tık fabrikasına dönüşüyor. Burada reklam tıklamasını arttıran bir kaç etkenle karşılaştık. Öncelikle bu bölüm  oyun-video yani içerik öncesi gelen bir reklam. ” İçerik yükleniyor, lütfen bekleyiniz. ” yerine ” İçerik yükleniyor … ” yazmak tıklama oranlarını attırmaktadır. Lütfen bekleyiniz ibaresi, kullanıcının reklamı sadece seyretmesine neden olabilmektedir. Ayrıca bu bölümde  reklam arkasında yer alan arka plan renginin beyaz olması ciddi anlamda reklamın tıklanma oranını düşürdüğünü gördük. File.html’in arka planını mümkünse koyu renk yapınız.

Reklam Alanı 9 : Bu bölümde içeriğe giren kişinin içeriği izledikten sonra veya oynadıktan sonra,  ziyaret edebileceğini düşündüğümüz link reklamları yerleştirmek faydalı olacaktır.

Reklam Alanı 10 :  İçeriğin açıklama kısmıdır. Burada 468×60 banner’ın aynı boyutlarda yer alan link reklam kadar bir verim sağlamadığını gördük. Bunun için burada da link reklamı kullanmanızı öneriyoruz.

Reklam Alanı 11 :  Javascript kodu ile syafanın üstünde hareket edebilen bir banner olarak düşünülmüş bir reklam tipidir. Ziyaretçi içerikte iken ( içeriğe çok yakın olduğu için ) reklama istemsiz tıklayabilmektedir. Scroll barın hareket etmesi ile hareket eden bu reklam yine çok ilgi çekmektedir. Tıklama oranı yüksek olan ilk 3 reklam alanından biridir fakat biz yine de bu reklam yerleşimini tavsiye etmiyoruz. Bu tip reklamlar sitenizin sadece reklam amaçlı kurulduğu havasını vermektedir.

Yazı Ren2x.com’a aittir. Ancak kaynak belirtildiğin de alıntı yapılabilir.

Yorumlar (7)

Proxy Nedir ? Ne İşe Yarar ?

                             Proxy servisi internet servisi ile yerel ( local ) bilgisayar arasında ilişkilendirmeyi sağlayan geçiş sistemidir. ( Gateway ) Proxy servisleri 2 amaç doğrultusunda kullanılmaktadır :

  • Bir proxy servisi sizin adınıza bilgi alma isteklerini yürütür ve sonucu size yine iletir. Bu bilgiler proxy servisi üzerinde tutulur. Bir dahaki girişinizde proxy servisi bu bilgileri server olarak size çok hızlı aktarır. Bu sayede internet dolaşım hızınızda artış sağlanır.
  • Proxy servisleri, uluslararası Internet bağlantılarındaki yoğunluğu azaltmak, erişimleri hızlandırmak ve ağı daha etkin kullanmak için çok yararlı araçlardır. En popüler proxy servisleri, Web (http), FTP, Gopher ve Wais Internet araçları için tanımlıdır.
  • Bunların yanında  ip değiştirme ile  engellenen sitelere ulaşmak için de kullanılmaktadır. Buradaki mantık ise engellenen sayfaya ulaşım sadece yerel ip adresleri için geçerlidir. Proxy servisi size yabancı ip adresi üzerinden ulaşım olanağı sağlamaktadır. Bu sayede engelleme sayfası ile karşılaştığınız sitelere  Proxy Servisi ile ulaşabilirsiniz.
  • Tüm bunların yanında Proxy servisi gizlenmek içinde kullanılmaktadır. İp adresinizin görünmesini istemediğimiz sitelere  Gizlenme  servisi  sayesinde gizlenerek girebilmek mümkün olacaktır. Girdiğiniz internet sitesinde sizin ip adresiniz değil, proxy için kullanılan değişken ip adresleri görülecektir.

Yazı ren2x.com’a aittir. Alıntı yaparken kaynak gösteriniz.

 

Yorumlar

Seo Mean

Hello,today; our topic is SEO. What means SEO, and why SEO being used?
Firstly; SEO means “Search Engine Optimization” in English. SEO is used for boosting your official website, corporate website, or a site you created for only personal requests.

SEO has got two subcategories; Black Hat SEO and White Hat SEO. Black Hat SEO Tactics aren’t recommended by Google and any other search engines. Because, Black Hat SEO includes hacking and/or illegal backlinks.

White Hat SEO is recommended by every Search Engine Optimizer. They use SEO Tactics for boosting websites on the Google. In this blog, we will share some SEO Tactics used by Search Engine Optimizers.

Regards Kaynak: seo

Yorumlar

Unique Content

Nowadays, a topic is being discussed at the Webmaster Forums. Name of this topic is “Trustrank”. In Trustrank System, unique content is more precious in Google’s opinion. Google will search all contents, and raise copy/paste sites in its search ranking.

With Trustrank, where the unique content is used, that sites will be at the higher ranks. With this, if you used Trustrank, you will earn more money from your site.

How can we get unique content?

Some sites needs copy/paste contents. But Google doesn’t like this sites. How can we get unique content in this sites? Is it impossible?

No, you can change words with their  synonym.

You can add or delete some words.

Like I said, unique content will be help you earning more money from your site. Use unique content, get higher marks. Kaynak :  seo

Yorumlar

İyi Bir Barındırma Hizmetinin Önemi

                    Bilindiği gibi internet siteleri bir server üzerinde barınmak zorundadır. Barınmadırma hizmeti küçük çaplı siteler için pek sorun olmasa da, hiti yüksek siteler için önemli bir sorun haline gelebilmektedir. Bunun için siteniz için öncelikle iyi bir hizmet sağlayabilecek hosting şirketi bulunuz. Hosting şirketi seçerken şu ayrıntılara dikkat ediniz :

  •  Host alacağınız yer kişisel olmamalı, vergi levhası olan ve bu görevi meslek olarak yapan bir kurum olmalıdır. Hosting işini bir hobi olarak yapanlar size tam olarak bir hizmet sunmayabilir.
  • Güvenlik üst düzeyde olsun. Sitenize gelebilecek herhangi bir saldırı sizin tüm emeklerinizin boşuna gitmesine neden olabilir.
  • Eğer Vps veya Reseller hizmeti alıyorsanız, makinenin özellikleri sizi şaşırtmasın. Burada dikkat edeceğiniz makinenin işlemcisinden ne kadar yararlandığınız olacaktır. Mesela %5 işlemci payı ile %20 işlemci payı çok farklı olacaktır. Eğer sizin siteniz yüksek işlemci kullanımı yaratıyorsa, makine sizin paketinizi suspended ( geçici oalrak kapatma ) işlemine tabii tutacaktır.
  • Alacağınız hosting paketinde geri iade garantisi olmalıdır. Bu en az 1 hafta olmalıdır ki siz hositng paketini tam anlamı ile deneyebilmelisiniz.
  • Türkiye lokasyonlu sunucular çok daha hızlı çalışırlar. Eğer yabancı ülkelerde barınan ve Türkiye’de barındırılan bir hosting paketi arasında kalırsanız, ( fiyat ve özellikler yakın olduğu takdirde ) Türkiye lokasyonlu sunucuyu seçmeniz sizin için bir avantaj olacaktır.
  • Hosting aldığınız kurumun müşteri desteği de olmazsa olmazlardandır. Buna çok önem vermenizi tavsiye ederiz; çünkü  hosting işi devamlı sorun çıkartan bir alan ve sizin bu konuda bir uzmanlığınız yoksa desteğe bol bol ihtiyacınız olacaktır.
  • D-Dos ve Bot Net günümüzün en önemli sorunları haline gelmiştir. Çalışacağınız hosting firmasına bu konuda ne gibi önlemleri olduğunu sorunuz. Elbette çok güçlü bot saldırına karşı yapılacak bir şey olmayabilir ama ufak çaplı saldırılarda bile down olmanız, sizin işlerinizin bozulmasına neden olabilir.
  • Çeşitli yazılımlara sahip olan hosting sağlayıcılar 7/24 uptade garantisi vereibliyor. Bu özelliği de göz önünde bulundurunuz.
  • Fiyat konusunu da önceden sabitleştiriniz ki sonradan başınız ağrımasın. Ödediğiniz fiyata sonradan lisans extraları, kurların yükselmesi ile yüklenen zamlar vs. eklenmesin. Bunları da mutlaka göz önünde bulundurunuz.
  • Bandwith genişiliği eğer oyun,video içerikli siteleriniz varsa çok önemli olacaktır. Örneğin 10 bin hiti olan bir oyun sitesi 750gb - 1 Tb band genişliğine sahip olabilir. Bu band genişliğini her firma sağlayamaz. Bunu da unutmayın.

       Daha seçenekleri attırmak mümkün, siz kendi alanızda uzmanlaştıysanız eğer hosting seçiminde de bazı deneyimleriniz mutlaka olmuştur. Önemli olan bu deneyimlerden yararlanmak olacaktır.

Alıntı yaparken Ren2x.com’u kaynak olarka gösteriniz.  

Yorumlar

Next entries » · « Eski Sayfalar